Tarihçi Emrah Safa Gürkan’ın son kitabı Bunu Herkes Bilir-Tarihteki Yanlış Sorulara Doğru Cevaplar adlı kitabı, popüler sunumunun aksine önemli analizler içeren bir eser. Kitabın ilk bölümü ise Osmanlı döneminde “Kadınlar Saltanatı” olarak adlandırılan devrin neden ve nasıl bu şekilde tarihleştirildiğini anlatıyor.

BUNU HERKES BİLİR, EMRAH SAFA GÜRKAN, KRONİK KİTAP, 276 SAYFA, 16,5 TL.

“… İyi ya da kötü giden her şeyin faturasını bir kişiye çıkarmanın verdiği dayanılmaz hafifliğe kapılanlara göre, Osmanlıların yıkılması bir liderlik ve yönetim sorunu. Buna bir de ataerkil bir toplumun ve nizamperest bir devletçiliğin önyargıları eklenince, ortaya üç kurban çıkıyor: Kadınlar saltanatı, zayıf sultanlar ve azgın Yeniçeriler…

… Osmanlı toplumunda “kadının adı yok”tur. Yeri geldiğinde bugün eşcinsellik gibi tabu olan konulardan bile rahatlıkla bahseden Osmanlı entelektüelleri enteresan bir şekilde kadınlardan hiç sözetmemektedir. Bu ketumluk yüzünden birçok Osmanlı padişahının annelerinin adlarını bile bilmiyoruz. Valide sultan aslında valide-i sultan yani sultanın annesi ifadesinin kısaltılmışı değil midir? Padişahın eşleri ve kızkardeşleri ise ancak doğurdukları şehzadeler veya evlendikleri paşanın önemine göre tarihe geçebileceklerdir. Tam bir paterfamilias düzeni! Eğer vakfiye gibi ikincil derecede kaynaklar ya da şu çok geveze Avrupalı seyyah ve diplomatların hükümetlerine yetiştirdikleri olmasa, bunların birçoğunun ismini ve hatta varlıklarını dahi saptayamayacaktık.

Bu kaynakların popüler tarih dizilerinin imdadına yetiştiğini de belirtelim ve Mahidevran ile Hürrem’in Harem’deki kavgasını bize aktaran Venedik balyosundan (elçi) grazie’mizi eksik etmeyelim. Hem gelecekten hem de geçmişten gelen bu anlayış, Osmanlıların çektiği sıkıntıların baş müsebbibinin kadınlar olduğu sonucuna varmakta zorlanmamıştır. Kahramanlık, gaza ve siyaset erkeklerin alanıysa, yolsuzluk, hizipçilik ve ayakoyunu da kadınların egemenliğindedir. Yıldırım Bayezid’ı iş u işrete (zevk ü sefa) alıştıran, Kanuni’yi efsunlayıp saraya hapseden ve cengaver şehzademiz Mustafa’ya kıyan hep şu kadınlardır. Ellerinin hamuruyla erkek işine karışıp idareye karıştıklarında devlet zaafa uğramış, stratejiler ufak hesaplara kurban edilmiş ve yolsuzlukla çürüme almış başını yürümüştür.

Sultan’ın gözdesini ve harem kadınlarını tasvir eden bir çizim.

Ne kadar da açıklayıcı bir tablo! Tüm yüzeysel dikotomiler gibi iç rahatlatan, ama tarihî gerçeklerin kompleksitesini kavramaktan uzak bu görüşün saçma olduğunu anlamak için roket bilimcisi olmaya gerek yok. Popüler kültürde Kösem ve Hürrem sultanların imajında tecessüm eden bu “şeytani kadın” imajının kökünün çok eskilere dayandığını da biliyoruz; bu tip basit stereotiplerin olguları açıklamaktan çok erkeklerin güvensizliğine işaret ettiğini de…