3 Kasım 1914’teki ilk bombardımanlardan 9 Ocak 1916’daki tahliyeye 432 gün süren Gelibolu vuruşmaları, sadece Türkiye değil dünya tarihini değiştirdi. Muharebelerin dönüm noktaları…

Miras

Bundan 100 yıl önceki Gelibolu vuruşmaları, bugünkü Türkiye’nin hem siyasi-coğrafi hem de insani-duygusal koordinatlarını şekillendirdi. Çanakkale’nin zafer, kahramanlık ve fedakârlıkla örülen hikayesi, uzun yıllar boyunca anonim anlatılar, menkıbeler ve efsanelerle bezendi. Bu bakımdan ne yaşanan hadiseler ne gerçek insan hikayeleri ne de Çanakkale mirası, bizim için yaşayan bir ‘tarih’ oluşturmadı; geçmişte kalmış bir kahramanlık, ‘sepia’ atmosferinde bir efsane, ‘düşman’a vurulmuş bir Türk tokadı ve ‘Çanakkale Geçilmez’ edebiyatı algılarını yarattı.

Ölümle burun buruna Arıburnu’nda ateş hattında 27. Alay 3. Tabur askerleri. Yüzbaşı Sadık ve hazır bekleyen neferler.

Bizse Çanakkale literatürü ve bilimsel çalışmalar anlamında, hem muharebe arazilerinin korunması ve şehitlerin anılması noktalarında, gereken kültürel ve insani çabayı göstermedik, gösteremedik. Yakın tarihimizin trajik hadiseleriyle yüzleşemediğimiz gibi, Çanakkale’nin parlak ve övünçlü kısımlarını da bilmedik, öğrenmedik, klişelere mahkum ettik.

Ölüme gitmeden önce Kumkale’de 39. Alay’a bağlı askerler. Önde sağda Teğmen Hasan Fehmi, yanında alay doktoru Yzb. Mustafa Şevket, ortada tabur komutanı. İki köpek ve taburun maskotu bir ceylan. Fehmi Korkut Uluğ’un tablosundan bir detay.

Son yıllarda gerek meslekten tarihçiler gerekse amatör saha uzmanları, koleksiyonerler Türkiye’de de referans değeri olan işler yapmaya, özgün eserler üretmeye başladılar. Yine de Çanakkale mirasını korumanın esas yolu, muharebe arazilerinin doğal-tarihî dokusunu büyük bir hassasiyetle korumaktan geçiyor.

Bugün kitle turizminin kötü örneklerini yaşadığımız, bir tür “serbest şehit ekonomisi”ne bağlanmış ve giderek inşaat sahası haline çevirdiğimiz anma alanlarımız var. 100. Yılda Türkler, -devletiyle, insanıyla ayırt etmeden söylüyorum- şuna karar verecek: Bu mirası sulandırarak yemeye devam mı edeceğiz, yoksa zenginleştirerek gelecek nesillere mi taşıyacağız? O toprakların altında yatan insanlar da bize bunu soruyorlar.

Gürsel Göncü

1- Boğaz’a ilk saldırı

3 Kasım 1914

29 Ekim 1914’te Osmanlı donanmasının Alman Amirali Souchon komutasında Karadeniz’de Rus limanlarını bir baskınla bombardıman etmesi üzerine fiilen savaşa girildi. Bunun üzerine İtilaf donanması 3 Kasım 1914’te Çanakkale Boğazı girişindeki Seddülbahir ve Kumkale tabyalarını bombaladı. Seddülbahir Kalesi içinde bulunan cephaneliğin bir isabetle havaya uçması üzerine, bitişiğindeki sığınakta bulunan 5 subay 81 er şehit düştü. Bunlar Çanakkale muharebelerinin ilk şehitleriydi.

2- Deniz muharebeleri başlıyor

19 Şubat 1915

İstanbul’u işgal ederek Osmanlı Devleti’ni kestirme yoldan savaş dışı bırakmak ve Rusya ile irtibat tesis etmek amacıyla İtilaf armadası 19 Şubat 1915’te, 20 büyük savaş gemisi, farklı tonajlarda 100 parçadan fazla bir donanma ile Çanakkale Boğazı’na taarruz etti. 18 Mart 1915’e kadar sürecek “Boğaz Harbi” başladı. Saldırıda Boğaz girişindeki tabya ve bataryalar susturuldu veya ciddi zarar gördü. Taarruz için 19 Şubat günü özellikle seçilmişti. Zira 19 Şubat 1807’deki Osmanlı-İngiliz muharebesinde Amiral Duckworth donanmayla Çanakkale Boğazı’nı geçmişti.

3- Deniz feneri

18 Mart 1915

İtilaf donanmasının 19 Şubat’ta Çanakkale Boğazı’na yönelttiği taarruz hemen her gün Boğaz’ın iki sahilindeki tabyalarla yapılan topçu düellosu ve denizdeki mayınları toplama/toplattırmama mücadelesi şeklinde devam etti. Genel bir taarruzla tüm tabyaları düşürerek, mayınları temizleyerek deniz yolunu açmaya karar veren İtilaf kuvvetleri, 18 Mart günü saat 11.00’de harekete geçti. Akşam saatlerine kadar devam eden muharebede, üç gemisi batan, üç gemisi ağır hasara uğrayan donanma geri çekildi. Nusrat’ın 11 gün önce döşediği mayınlar ve Türk topçusunun getirdiği zafer tarihe yazıldı.

4- Çıkarmalar ve kara savaşı

25 Nisan 1915

Boğaz’ı deniz yolundan geçemeyen İtilaf kuvvetleri, 25 Nisan 1915 Pazar günü karaya çıkaracakları piyade kuvvetiyle Türk tabyalarını saf dışı bırakarak, donanmalarına İstanbul yolunu açmayı planladılar. Kara çıkarmalarının sıklet merkezi Gelibolu Yarımadası’nın en güneyindeki Seddülbahir’di. Seddülbahir civarında beş ayrı noktaya İngiliz birlikleri çıkarıldı. Buna destek olmak üzere Arıburnu’na yapılan ANZAC çıkarması ve Fransızların Kumkale’ye yaptıkları oyalama çıkarması, planın diğer parçalarıydı. Çıkarmalar Türk savunmasının azmi karşısında başarısız oldu. İstilacılar, sahil şeritlerinde tutundular

5- Gece taarruzları

1-4 Mayıs 1915

5 Nisan’da karaya çıkıp yerleşen İtilaf ordusu, Seddülbahir cephesinde sahilden 4-5 km içeriye kadar ilerlemiş ancak Kilitbahir Platosu’na hakim olmak yolunda bu bölgenin en yüksek noktası Alçıtepe’yi alamamıştı. Seddülbahir cephesinde Türk ordu komutanlığı tarafından takviye olarak gelen tümenlere 1-2-3-4 Mayıs’ta gece taarruzları yaptırıldı. Düşman donanmasının bombardımanından korunmak için gece yapılan bu taarruzlar, askerin ölümü hiçe sayarak süngü hücumuna kalkması ile düşmana korku salmış, İngilizler Seddülbahir sahiline kadar püskürtülmüş ise de kötü planlama ve uygulama yüzünden amacına ulaşamadı; pervasızca taarruz eden Mehmetçiğin cesaret ve fedakarlığı harcandı.

6- Çanakkale’nin en acı günü ve geçici ateşkes

19-24 Mayıs 1915

Arıburnu’nda mevcut Türk birlikleri takviye edilerek 19 Mayıs 1915 Çarşamba günü düşmanı denize dökme hedefli genel bir taarruz yapıldı. Taarruz, makineli tüfeklerle güçlendirilmiş ANZAC hatları karşısında başarısız oldu ve 4 bin şehit, 6 bin yaralının verildiği bir felakete dönüştü. İki siper hattı arasında kalan şehitlerin defin işlemleri için 24 Mayıs’ta 07.30 ile 16.30 arasında geçici ateşkes ilan edildi.

7- Seddülbahir’de kritik günler

4-6 Haziran 1915

Çıkarmadan Haziran ayına kadar Seddülbahir cephesinde iki genel taarruz yapan İtilaf, tüm cephe hattında yeni bir saldırıya karar verdi. 4-6 Haziran arasında yaşanan bu muharebe 3. Kirte Muharebesi olarak tarihe geçti. Muharebenin ilk günü saatler 9 süren kara ve gemi toplarının bombardımanıyla Türk siperlerine düşen binlerce mermi ilk hatları fiilen ortadan kaldırdı. Bunun üzerine taarruza geçen İtilaf birlikleri, cephenin merkezini yararak 1 km ilerledi. İkinci ve üçüncü gün, alınan takviyelerle karşı taarruza geçen Türkler, kaybedilen siperleri geri aldı.

8- İkinci çıkarma ve Anafartalar

6-10 Ağustos 1915

Kilitlenen muharebeyi açıp sonuca gitme arzusundaki istilacılar, 60 bin kişilik yeni kuvvetle Anafartalar sahiline çıkarma yaptı. Eşzamanlı olarak Arıburnu cephesinde hareketle, Conkbayırı-Kocaçimen hattına yönelik iki saldırı koluyla hakim tepeleri ele geçirmek istedi. Mustafa Kemal komutasındaki birlikler 9 ve 10 Ağustos günleri gerçekleştirilen karşı saldırılarla İtilaf kuvvetlerini perişan ederek zafer kazandı.

9- Yarımada’nın tahliyesi

20 Aralık 1915 – 9 Ocak 1916

Ağustos başında Anafartalar’da karaya çıkarılan takviye kuvvetlerle sonuca gidemeyen İtilaf ordusunda Yarımada’dan çekilme düşüncesi ağırlık kazanmaya başlamıştı. Görevden alınan İtilaf komutanı Hamilton’un yerine gelen Monroe da bu fikirdeydi. Bunun üzerine 20 Aralık 1915’te Anafartalar ve Arıburnu cephesi, ardından da 8-9 Ocak 1916’da Seddülbahir cephesi tahliye edildi. 8.5 ay süren muharebeler boyunca her iki taraftan da yaklaşık 1 milyon asker Çanakkale’den geçti. Osmanlı ordusunun zayiatı, 105 bin şehit, 145 bin yaralı ve hasta (gayriresmi yaralı sayısı 300 bine yakındır), 2 bin esirdi. İtilaf ordusunda ise 50 binden fazla ölü, 120 bin yaralı, 90 bin hasta asker vardı.