Kavimlerden devletlere Türklerin savaş tarihi

Dergimiz yazarı Mehmet Tanju Akad, “Türk Tarihinin Yönünü Değiştiren Savaşlar” dizisinden yayımlanan iki kitabıyla, askerî tarihimizi klasikleşen mitler ve resmî anlatımların çok ötesine taşıyor. Akad, eserlerinin önsözünde şöyle diyor: “(Tarihte) Türklerin yarattığı etkiler dünyayı hâlâ sarsmakta en azından artçı dalgaları kuvvetle hissedilmektedir. Gelecekte de sürecektir. Bunları kavramadan günümüz sorunlarını anlamak mümkün değildir”.

KARA SAVAŞLARI-DENİZ SAVAŞLARI (TÜRK TARİHİNİN YÖNÜNÜ DEĞİŞTİREN SAVAŞLAR I-II), Mehmet Tanju Akad, İnkilâp Kitabevi, 215 sayfa-294 sayfa, 28’er TL.

Mehmet Tanju Akad’ın Kara Savaşları ve Deniz Savaşları ana başlığı altında Hun İmparatorluğu’ndan Osmanlı İmparatorluğu’na, Anadolu Selçuklu Devleti’nden Osmanlı İmparatorluğu’na uzananTürk Tarihinin Yönünü Değiştiren Savaşlar” dizisinin iki kitabı İnkilâp Kitabevi’nden yayımlandı.

Çağdaş toplumların kurduğu savaş ve teknoloji ilişkisi, modern silahlı çatışmaların gündelik literatüre kazandırdığı kelimeler ile kavramlar, 20. yüzyılın tayin edici savaşları, günümüzde gelişen ve değişen savaş teknikleri, stratejileri üzerine kitaplar, makaleler kaleme almış olan dergimiz yazarlarından Akad, bu eserlerinde Türk tarihinin akıbetini belirleyen kara ve deniz savaşlarının ayrıntılı anlatım ve analizlerini biraraya getiriyor.

Hemen belirtmek gerekir ki -dergimiz okurlarının zaten bildiği gibi- Tanju Akad’ın Türk askerî tarihini anlatım ve yorumlayışı, alışagelen mitlerden ve resmî tekrarlardan hem içerik hem metot olarak hemen farklılaşıyor. Okuyucuyu bekleyen metin, kuru bir askerî tarih anlatımı değil; savaşları vareden koşullar gökyüzünden indiriliyor ve literatürdeki tüm somut veriler ve referanslar ışığında değerlendiriliyor. Akad, savaşların gerçekleştiği zamansal kesitlerin toplumsal üretim tarzlarını, mali ve ticari ilişkilerin karakterini, iklimsel değişikliklerin etkilerini, yaşanmakta olan doğal afetlerin sonuçlarını, siyasal rejim krizlerini, farklılaşan yönetim biçimlerini masaya yatırıyor ve bütün bunların prizmasından yansıyan data’yı, savaşların sosyal ve militer evrimini anlamak yolunda kullanıyor. Bu bağlamda son derece zengin ve çok yönlü tahlillerin ertesinde meyvesini veren sonuçlar ile karşılaşıyoruz.

Çevresel etmenlerinden arındırılmış savaş tarihleri metinlerine hepimiz aşinayız. Bunlar hemen hemen her yerde karşımıza çıkarlar ve birtakım istisnalar haricinde hiç de tatmin edici bir malumat sunmazlar. Bu bunaltıcı yüzeyselliğin pençesinden kurtulup, Türklerin askerî serüveninin derin ve somut bir çerçeveye oturtulmasının hasretini çeken ilgili okuyucular için Akad’ın eserleriyalnızca bir başlangıç okuması olarak değil, sürekli bir kaynak olarak da kullanılabilecek nitelikte. Kitapların en önemli ve kalıcı niteliği de, Türk askerî tarihi için bütünlüklü bir metodik ve ampirik temel inşa etmiş olmasında.

Ancak bu kitapları salt bir tarihçi perspektifiyle değerlendirmek de, bunların önemine haksızlık etmek olur. Zira kitaplar, popüler tarih meraklıları için de verimli bir malzeme bolluğuna, bilinmeyen veya az bilinen detaylara sahip. Malazgirt ve Miryakefalon savaşlarının Bizans Devleti’ni nasıl vergi alamaz bir duruma soktuğunu; İslâm dünyasındaki hangi askerî çelişkilerin halifeliğin Osmanlı Devleti’ne geçmesine sebebiyet verdiğini; Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul kuşatmasını hangi araçlarla organize ettiğini; II. Viyana Kuşatması’nda alınan mağlubiyetin nedenlerini; imparatorluk bürokrasininin Osmanlı Devleti ordusunu nasıl fiziksel bir felce maruz bıraktığını; Osmanlı komutanları arasındaki iktidar kavgalarının imparatorluğun çöküşünde nasıl katalizör rolü oynadığını merak edenler, bu sorularının cevaplarını Akad’ın çalışmasının birinci cildi olan Kara Savaşları-Hun İmparatorluğu’ndan Osmanlı İmparatorluğu’na başlıklı kitapta bulabilecekler.

Meydan muhabereleri I. Kosova Savaşı, I. Murat’ın savaş alanında şehit edilmesiyle sonuçlanmış olsa bile, Türkleri Balkanlardan atmaya dönük düzenlenen son Haçlı seferini durdurmuştu. Sırp güçlerine karşı verilen savaş, Osmanlı Devleti askeriyesinin parlak bir başarısı olarak tarihe geçmiştir.

Akad’ın çalışmasının ikinci cildi ise hem tarihçiler hem de bizzat ilgililer tarafından genellikle ihmal edilen bir alan üzerine: Türk denizciliği. Konu üzerine uluslararası referans değeri taşıyan çalışmaların ülkemizde pek nadir olduğu herkes tarafından bilinmekte. Bu üzücü gerçek, Akad’ın Türk askerî denizciliğini farklı veçheleri ve aşamalarıyla ele aldığı çalışmasını çok değerli kılıyor. Osmanlı Devleti’nden önceki Türk denizciliği, Akad’ın eserlerinde ayrıntılarıyla ele alınıyor. Yazar, Türklerin Akdeniz ile Karadeniz’in kontrolü için vermiş olduğu deniz mücadelelerinin Avrupa’daki feodal toprak sisteminin çöküşünde ne gibi bir rol üstlendiği sorusunun de peşine düşüyor ve tatmin edici cevaplara ulaşıyor. Okuyucu yine bu ciltte Türk denizciliğinin büyük kaptanlarının aslında nasıl insanlar olduğunu ve neler yaşadıklarını, Karadeniz köle ticaretinde Osmanlı Devleti’nin payını, donanmadaki yozlaşma ve çürümenin nasıl başladığını, Akdeniz korsanlarının hangi şartlarda Osmanlı Devleti’nin buyruğuna geçtiğini öğrenebilir.

Çanakkale deniz muharebesi 18 Mart 1915’teki Boğaz muharebesinde batırılan Fransız savaş gemisi Bouvet.

Mehmet Tanju Akad’ın iki ciltlik çalışması, Türklerin tarihini şekillendiren savaşların arka planlarını ve bilinmeyenlerini merak edenler için, belge ve kanıtlarıyla, uluslararası standartta bir eser. Askerî tarihi özel olarak merak etmeyenlere dahi tavsiye edilir.