Evrim Teorisi’nin mimarı Charles Darwin (1809-1882), ilk defa bundan tam 159 yıl önce, 1862’de Osmanlı sahnesine çıktı. Anglikan Kilisesi’nin kendisini aforoz ettiği yıllarda, Osmanlı toplumunda çıkan ilk bilim dergisi evrime ve Darwin’e atıf yapıyordu. Ünlü Alman filozof Karl Marx (1818-1883) ise 1871’den başlayarak Osmanlı basın ve matbuatının büyük ilgisini çekecek; eserleri 20. yüzyılın ilk yıllarından itibaren çevrilmeye başlanacaktı. Bilimin ve politikanın hiç eskimeyen iki starı… Osmanlı-Türk toplumunda ilkleriyle Darwin ve Marx…


CHARLES DARWIN


1-İLK BİLİM DERNEĞİ: MÜNİF MEHMED / 1861

CEMİYET-İ İLMİYE-İ OSMANİYE, Berlin’de ekonomi ve felsefe oku­muş, 6 dil bilen, (Türk­çe, Arapça, Fransızca, Almanca, İngilizce ve Rumca) Münif Mehmed Paşa tarafından, Batı’da­ki gelişmeleri Türkiye’ye aktarmak için kuruldu. Türk toplumunun poziti­vist bilimler ve Charles Darwin’le (1809-1882) tanışmasında bir dönüm noktasıdır. İlk Türk üni­versitesi de sayılabilecek dernek hukuk, ekono­mi, yabancı dil dersleri veriyor ve amacını şöyle özetliyordu: “Cemiyetin maksadı, dine ve poli­tikaya ait meseleler ha­ricinde, her türlü bilim, maarif, ticaret ve sanayi­ye dair kitap ve risale­lerin telif ve tercümesi yoluyla memlekete fay­dalı hizmetler vermek­tir”. Dernek, Mecmua-i Fünûn adlı bir bilim der­gisi çıkarmaya başlaya­cak ve bu yayın birçok alanda ilklerin dergisi olacaktı.

Münif Mehmed Paşa (1830-1910), döneminin en donanımlı entelektüellerinden biriydi.

2-İLK BİLİM DERGİSİ: MECMUA-İ FÜNÛN / 1862

ESKİ HARFLİ TÜRKÇE İLK BİLİM DERGİMİZ olan Mec­mua-i Fünûn, Cemiyet-i İlmiye Osmaniye’nin yayın organı ola­rak 1862’de çıkmaya başladı. 48 sayı boyunca ilim ve kültür ko­nularında yayın yaptı. Darwin’in Türlerin Kökeni kitabının 1859’da yayımlanmasından 3 yıl sonra çıkmaya başlayan der­gi, 30. sayısında Münif Meh­med Paşa imzalı “Karıncaların Sanat ve Medeniyeti” yazısın­da karınca ve insanların yaşam formlarını karşılaştırarak ince­liyordu. Münif Paşa yazısında, bitki ve hayvanların “inkılâbât-ı mütevaliye” (sürekli devrim) ile bugünkü durumlarına ulaş­tığını söylüyor; insanı “eşrefi mahlûkat” sayıyor; Lamarck ve Darwin’i hatırlatarak, insan söz­konusuysa bir “maksûd-ı bih” (Varoluş amacı-La destination de l’homme) olduğundan hare­ketle kesin bir insan/hayvan ay­rımı yapıyordu (Recep Duran, Münif Paşa, Hayatı-Felsefesi).

Derginin (Mecmua-i Fünûn) evrim teorisini konu alan sayısının kapağı.

Bu, eski harfli Türkçe bir ya­yında evrim kuramı ve yaratı­lış felsefesi tartışmalarına dair bilinen ilk makaleydi. Dergi­nin çıkarılmasına öncülük eden Münif Mehmed Paşa’nın yanısı­ra yazar kadrosunda şu isimler vardı: Ahmet Vefik Paşa, Ethem Pertev Paşa, Mehmet Cemil Pa­şa, Kadri Paşa, Halil Bey, Rıfat Bey, Hekimbaşı Salih Efendi, Bekir Sıtkı Efendi.

Zafer Toprak, Mecmua-i Fünûn’un önemini şöyle değer­lendirmiştir: “Tanzimat aydını için bir okuldur. 18. yüzyıl Fran­sız ansiklopedistlerinin işlevini üstlenmiştir. Batı’ya dönük ay­dınlara seslenir. Batı yörünge­sinde eğitim görmüş aydınların yazılarına yer verir. Çağdaş-po­zitif bilim ve felsefe dili ilk kez Mecmûa-i Fünûn’da tartışılır”.

3-TÜRKÇEDE İLK KİTAP: DARVENİZM / 1911

OSMANLI TOPLUMUNDA İLK DARWİNİZM KİTABI, pozitivist- materyalist Türk ay­dını Subhi Edhem tarafından yayımlandı. Subhi Edhem, Os­manlı vilayeti Manastır’da as­kerî idadi öğrencilerine verdiği evrim ve doğa felsefesi dersleri­ni 1911’de Bitola’da Darvenizm adıyla kitaplaştırdı. Subhi Ed­hem’in 200 sayfalık kitaptaki isminin altında, “İdadi Askerî Sabık Tarihi Tabibi Muallimi” diye yazıyordu. Edhem’in as­kerî lise öğrencilerine verdiği ve çok ilgi gören evrim ders­leri bir süre sonra yönetimce sonlandırılmış; o da bu dersleri “sabık” (eski) muallim sıfatıyla, “ilk talebelerime” diyerek öğ­rencilerine ithaf ederek kitap­laştırmıştı.

Subhi Edhem’in yazdığı ve kapağında Muhyiddin İbnü’l-Arabî’den bir alıntının bulunduğ Darvenizm adlı kitaba İBB kütüphanesinden ulaşılabiliyor.

Kitap kapağında, Darve­nizm başlığının altında Muh­yiddin İbnü’l-Arabî’den bir alıntı yer alıyor: “Bir hende­se-şinas için bir müsellesin kır­mızı mı veya siyah mı olduğunu sormak ne kadar garip düşer­se; bir hekim için de felsefeye müteallik bir eser-i kaleminin mütedeyyine mi yahut gayri mütedeyyine mi yazılmış oldu­ğunu sual etmek o kadar mü­nasebetsiz ve abes düşer… (Bir mühendise, bir üçgenin kırmızı mı veya siyah mı olduğunu sor­mak ne kadar garip düşerse; bir hekime de felsefeye dair bir ki­tabın dindar için mi dinsiz için mi yazılmış olduğunu sormak o kadar ilgisiz ve saçmadır)”.

Kitapta Jean-Baptiste Pier­re Antoine de Lamarck (1744- 1829) ve Charles Darwin’in si­yah-beyaz portre fotoğraflarına yer verilecek ve kimi terimlerin Latince olarak Fransızca karşı­lıkları da yer alacaktı.

Subhi Edhem, kitapta Darwin’e dair görüşlerini şöy­le aktarıyordu: “Memleketi­mizde Darven ismine değilse de, nazariyesine bigâne duran birçok kimseler mevcuttur. Av­rupa’da bile Darven taraftar­larına atılan itiraz taşları pek çoktur. Halbuki Darven aley­hine yazılan bir sürü sahifeler içinde ulum-i tâbiyyenin tefer­ruatından en metini bulunan, kanunlarla halledilebilen ilim­lere karşı hep bir vukufsuzluk gözükmektedir. Zaten, eşgâl-i uzviyetin, mihaniki bir tarz­da, esbab-ı esasiye ve esbab-ı mucibesini anlayıp anlatabil­mek için mutlaka ulum-i tabi­yede malumat-ı tamme sahibi bulunmak şarttır. Ve bu şar­tın zafiyeti, bi-şübhe, derece-i ihatanın da dairesini daraltır (Memleketimizde Darven ismi­ne değilse de, kuramına kayıt­sız duran birçok kimseler mev­cuttur. Avrupa’da bile Darven taraftarlarına atılan itiraz taş­ları pek çoktur. Halbuki Darven aleyhine yazılan birçok sayfa­lar içinde fen bilimlerinin ala­nı içine giren, en sağlamı olan, kanunlarla çözümlenebilen bilimlere karşı hep bir cahillik gözükmektedir. Zaten bir orga­nizmanın, mekanik bir şekilde temel özelliklerini ve gerekçe­lerini anlayıp-anlatabilmek için mutlaka fen bilimlerinde tam anlamıyla bilgi sahibi olmak şarttır. Bu şartın zayıflığı hiç şüphesiz kavrayışın da dairesi­ni daraltır)”

Kitapta Charles Darwin’in bir fotoğrafına da yer verilmiş. Yanındaki sayfada Latince-Fransızca “spermatozoïd” ve “cellule Oeuf” (yumurta hücre) ibareleri dikkati çekiyor.

4-İSTANBUL’DA İLK ÇEVİRİ: DARWİNİZM / 1913

MEMDUH SÜLEYMAN TA­RAFINDAN ilk Darwin kitabı­nın basılmasından 2 sene sonra bu defa İstanbul’da Darwin üze­rine ilk tercüme kitap yayım­landı. Memduh Süleyman’ın 1913’te Karl Robert Eduard von Hartmann’ın (1842-1906) Fran­sızcada Le darwinisme: Ce qu’il y a de vrai et de faux dans cette théorie (Darwinizm Teorisin­de Hakikatler ve Hatalar) adıy­la basılan eserinden çevirdiği; evrim teorisinin felsefi eleştiri­lerini barındıran kitap, Darwi­nizm ismiyle çıkmıştı.

“Teceddüd-i İlmi ve Felsefi Kütüphanesi” serisinin 10 nu­maralı kitabı olan eserin altbaş­lığı, “Darwin Mesleğinin İhtiva Ettiği Hakikatler ve Hatalar” olarak çevrilmişti. Memduh Sü­leyman, kitabı Fransızca çevi­risinden özetleyerek Türkçeye çevirmişti.

Almanca orijinalinin Fransızca çevirisinden özetlenerek Türkçeye tercüme edilen eser, Alman filozof Karl Robert Eduard von Hartmann tarafından yazılmıştı.

Memduh Süleyman kita­bın girişinde Darwin’e dair şu görüşlerini paylaşmıştı: “Meş­rutiyetin ilanını müteakip mü­nevver fikirli, düşünür gençler arasında Avrupa hakimlerinin ilmi fikirleri, felsefi itikatları hakkında malumat elde etmek arzusu hasıl oldu. Bugün ulum-i tabiyede büyük bir rol ifa eden Darwin nazariyesi, hududunu ‘metafizik’e kadar tevsi ederek kâinatın hilkati hakkında bir­çok nazariyeler suduruna sebe­biyet vermiş; felsefi meslek ve mekteblerde mühim bir tesir icra etmeğe başlamıştır. Binae­naleyh Darwin’in vazettiği ıstıfa ve nesil nazariyelerinin hatala­rıyla hakikatlerini teşrih eden Alman müelliflerinden Eduar­do Hartmann’nın Darwinizm (Le Darwinisme) nam eserini hülasaten Türkçeye naklediyo­rum (Meşrutiyetin ilanından sonra münevver fikirli, düşü­nür gençler arasında Avrupa’da öne çıkan ilmi fikirler ve felsefi yaklaşımlar hakkında bilgi elde etme arzusu ortaya çıktı. Bugün felsefede büyük bir rol oyna­yan Darwin teorisi, sınırlarını ‘metafizik’e genişleterek evre­nin yaratılışı hakkında teoriler doğmasına neden olmuş, felsefi meslek ve okullarda önemli bir etki oluşturmuştur. Darwin’in önerdiği seçilim ve tür teorile­rinin hatalarıyla hakikatlerini ortaya koyan Alman yazarla­rından Eduardo Hartmann’nın Darwinizm (Le Darwinisme) adlı eserini özetleyerek Türkçe­ye çeviriyorum)”.

4-BAKANLIK ONAYLI İLK DARWIN KİTABI / 1931

Darwin üzerine günümüz Türkçesinde ilk kitap çok ilgi görmüş, defalarca baskı yapmıştı. İlk kapaktaki (solda) illüstrasyon İhap Hulusi imzasını taşıyordu.

CUMHURİYET DÖNEMİN­DE BUGÜNKÜ TÜRKÇEDE ilk Darwin kitabı 1931’de Dr. Ga­lip Ata’nın kaleme aldığı Darwin oldu. İlk baskısı 3000 nüsha ola­rak Devlet Matbaası’nda yapılan eser, biri İhap Hulusi çizimli iki farklı kapakla okuyucuya sunul­du. Bu ilk baskısının ardından kitap o kadar ilgi gördü ki daha sonra defalarca yeni baskılar ya­pıldı. Kitapta Darwin’in hayatı­nın yer aldığı giriş bölümünün ardından eserlerine yer verilir­ken geniş bir Darwinizm bölü­mü de dikkati çekiciydi. Darwi­nizm kuramı, kitapta Fransızca terimlerle açıklanarak geniş­çe yer tutuyordu. Kitap, döne­min Millî Eğitim Bakanlığı ona­yı ve desteği ile Maarif Vekâle­ti Talim ve Terbiye Dairesi’nin 30/3/1930 tarih ve 146 numaralı emriyle yayımlanmıştı.


KARL MARX


1-TÜRK BASININDA İLK KEZ 150 YIL ÖNCE / 1871

1840’LARDAN İTİBAREN KARL MARX’ın adı Avru­pa’da duyulmaya başlamış­tı. Osmanlı basınında ise ün­lü Alman filozofun fikirleri­ne dair ilk yayına, 21 Şubat 1871’de Ebuzziya Tevfik’in çıkardığı Hakayiku’l-Vekâ­yi adlı gazetede rastlıyoruz. Hakayiku’l-Vekâyi’nin 170 numaralı sayısının ilk sayfa­sında, “Daily News gazetesin­de münderic bir mektubun suret-i mütercemesidir (Daily News gazetesinde çıkmış bir mektubun çevirisidir)” başlı­ğıyla Marx’ın Türkçe olarak ilk makalesi yayımlandı. Yazı­da Marx, Fransız-Alman Sa­vaşı’na ilişkin olarak Almanya Başbakanı Otto von Bismar­ck’ı sert sözlerle eleştiriyordu.

Hakayiku’l-Vekâyi gazetesinin başsayfasında çıkan makale (üstte) ve yazının sonunda, en alt satırda Karl Marx’ın ismi (atta).

Marx’ın çeviri makalesi şu satırlarla başlıyordu: “Mösyö dö Bismark’ın Fransa’da gaze­teler ve mübaşirler vasıtasıyla halkın beyan-ı efkar etmesi­ne mümanaat edilmek tehdi­dini Fransa hükümetine azv ve isnad eylemesinin mutla­ka sahte bir şey ettiği, müşa­rünileyhin ahval ve hareket sabıkasından müstebandir (Bismarck’ın Fransız basının­da çıkan ve Alman halkının baskılar yüzünden fikirlerini özgürce dile getiremediği yo­lundaki haberleri Fransa hü­kümetinin bir iftirası olarak yorumlaması, onun geçmiş­teki hareket ve söylemleriy­le de açıkça örtüşmektedir)”. Marx’ın ilk defa isminin geç­tiği bu yazısı şu cümlelerle bitiyordu: “Şurasından dolayı memnun oluyorum ki, Fran­sa şimdi ilkin kendisi için de­ğil Almanya’nın ve Avrupa’nın hürriyet ve serbestisi için fe­dayi-i can ederek kanını dök­mektedir”.

Sosyalist hareketin tari­hine ilişkin eserler bırakmış Kerim Sadi de (1900-1977), Marx’ın bizde yayımlanan bu ilk makalesi hakkında 1965’te şöyle yazacaktı: “Marx imzası ile ‘Demir Başvekil’e yapılan bu yaylım ateş de gösteriyor ki, bundan 94 yıl önce, –Daily News gibi sütunlarını hür dü­şüncelere açan İngiliz gaze­telerinden aktarma yazılarla-gazetelerimizde, cumhuriyet ve hürriyet fikirleri serbestçe savunuluyordu; çeviri yoluy­la, mutlakiyeti ve despotizmi temsil edenlere karşı savaşılı­yordu”.

2-SOSYALİZM ÜZERİNE İLK KİTAP / 1910

OSMANLI TOPLUMUN­DA SOSYALİZM TEMALI ilk eser, Georges Tournaire’in 1909’da yazdığı Le socialisme, notions élémentaires adlı kitabın çevirisidir. 1 yıl sonra 1910’da basılan kitap Haydar Rifat tara­fından tercüme edilmiş ve Sos­yalizm adıyla çıkmıştır. Kitabın altbaşlığında şu ifadelere yer verilmiştir: “Sosyalizmin esba­bından, hidametinden, sosya­listlerin hayat-ı içtimaideki ve­zaifinden, maksad ve gayeden bahseder”. Kitabın yayımcısı olan ve daha sonra Hilmi Kita­bevi’ni kuracak Tüccarzade İb­rahim Hilmi Bey de kitabın giri­şine “İfade-i Neşr” adlı bir giriş yazısı yazacak; bu yazı da “Biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar” vecizesiyle başlayacaktır. Kitap içinde şu altbaşlıklar bu­lunmaktadır: Sosyalizm Nedir?, Sosyalizm Niçin Teessüs Ede­cek?, Sosyalizm Nasıl Teessüs Edecek?, Sosyalizmin Kusur­ları, “Sosyalizm Kadınlarda da İştiraki İstermiş”, “Sosyalizm ve Diyanet”, “Sosyalizm Bir Hayal midir?”, “Sendikalizm”.

“Sosyalizmin esbabından, hidametinden, sosyalistlerin hayat-ı içtimaideki
vezaifinden, maksad ve gayeden bahseder”.

Mete Tunçay, Türkiye’de Sol Akımlar (İletişim Yayınları, 2009) kitabında, bu eserin çevi­risine önsöz yazan İbrahim Hil­mi Bey’den alıntı yapar: “Ilımlı ve aşırı sosyalistlikler vardır. Ilımlılar faydalı, aşırılar za­rarlıdır. Türkiye’de sosyalizmin Batı’dakinden farklı olarak uy­gulanması gerekir. Sosyalizm, derebeylik düzenini büsbütün ortadan kaldırmak yolunda ça­lışacağı için de yararlıdır. Sonra, sosyalizm yalnızca faydalı değil, aynı zamanda kaçınılmaz bir şeydir; çünkü Türkiye’de de ka­pitalist düzen gelişecektir. Şim­diden köyde ve şehirde sosyal adaletin eksikliği duyulmakta­dır. Tarımda çalışanlar, toprak ağalarının ve tefecilerin elinden acı çekmektedir. Şehirde de (ec­nebi sermayenin işlettiği) büyük teşebbüsler ameleleri sömür­mektedir. Sosyalizmin Türki­ye’de bugün bile yapacağı çok şey vardır…”.

3-KARL MARX’IN İLK FOTOĞRAFI / 1910

OSMANLI SOSYALİST PARTİ­Sİ’NİN yayın organı İnsaniyet mec­muasının 1910’daki ilk sayısında, Karl Marx’ın Türkiye’deki ilk fotoğrafı ya­yımlanır. İsmail Faik tarafından çıkarı­lan derginin “Osmanlı Sosyalist Fırka­sı” başlıklı yazısının içinde, tam ortada Marx’ın fotoğrafı vardır. Altında şu ifa­de yer alır: “Almanya’da sosyalizm efka­rının mucidi meşhur Karl Marx”. Aynı fotoğraf daha sonra İnsaniyet’in deva­mı niteliğinde, yine Osmanlı Sosyalist Partisi’nin yayın organı olan İştirak­çi Hüseyin Hilmi’nin çıkardığı İştirak dergisinin 1912’deki ilk sayısın­da “Almanya’da sosyalizmin mucidi Karl Marx” altyazı­sıyla yayımlanacaktır.

Türkiye’de ilk Marx fotoğrafı, İnsaniyet dergisinde
çıkar (üstte). İştirak dergisi de aynı fotoğrafı 3 yıl
sonra çıkan ilk sayısının kapağına taşır.

4-KAPİTAL’DEN TÜRKÇEYE İLK ÇEVİRİ / 1912

MARX’IN BAŞESERİ DAS KAPİTAL, 14 Eylül 1867’de yayımlanmıştı. Bizde ise bu ki­tabın ilk kısmi çevirisi, 1912’de Bohor İsrâîl tarafından İstan­bul’da yayımlanan Cerîde-i Fel­sefiye adlı dergide çıktı. Ori­jinal eserin Fransızcasından, yine Bohor İsrâîl tarafından çevrilen “İktisadi İçtimai” baş­lıklı bu yazı, “Birinci Kısım” ve onun altında da “Mal” başlı­ğıyla okuyucuya sunuldu. Eski harfli Türkçe bu felsefe dergisi sadece tek bir sayı çıkmasına rağmen Osmanlı topraklarında bir ilke imza atmış oldu.

Bu yazıda Das Kapital’in “Meta” başlıklı ilk bölümü 15 maddede özetleniyordu. Bo­hor İsrâîl bu özeti, Marx’ın Le Capital adlı kitabından “hülâ­satü’l-hülâsa” (özetin özeti) olarak yaptığını kaydedecekti. Dergi tek sayı çıktığı için Das Kapital’in bu ilk çevirisi dergi­deki 7 sayfa ile sınırlı kaldı.

Tek sayı yayımlanan Cerîde-i Felsefiye dergisinin kapağı (üstte) ve Marx’ın kitabının ilk bölümünü özetleyen “İktisadi İçtimai” başlıklı yazı, “Birinci Kısım” ve onun altında da “Mal” (altta).

5-BİLİNMEYEN KOMÜNİST MANİFESTO / 1923

KARL MARX VE FRIEDRI­CH ENGELS’İN 1848’de or­taklaşa yayımladıkları Komü­nist Manifesto, ilk defa 1923’te Türkçe olarak okurlara sunuldu. Komünist Beyanname ismiyle İstanbul’da, Aydınlık Yayınları tarafından Şefik Hüsnü’nün 52 sayfalık özet çevirisiyle yayım­landı. Bu, şimdiye kadar bilinen ilk ve tek eski Türkçe Komünist Beyanname idi.

Oysa yine aynı yıl, Azer­baycan Bakü’de bir başka eski Türkçe Komünist Beyanname daha yayımlanmıştı. Bu kitap şimdiye kadar literatürde hiç yer almadı ve Karl Marx’la, Ko­münist Manifesto ilgili yazılar­da bu kitaba atıfta bulunulmadı. Azerbaycan Komünist (Bolşe­vik) Fırkası’nın Bakü Komitesi tarafından yayımlanan eserin çevirmeni Halil İbrahim’di. 232 sayfalık bu kitabın başlığının üzerinde “Bütün dünyanın işçi­leri birleşiniz” yazıyor ve altın­da Rusçadan tercüme olduğu bilgisine yer veriliyordu. Kita­bın kapağının sağ üst köşesin­de Marx’ın sol üst köşesinde ise Engels’in resimleri yer almıştı. Kapağın ardından da büyük boy yine bir Marx ve sonraki sayfa­da da bir Engels fotoğrafı daha bulunuyordu.

Şefik Hüsnü’nün İstanbul’da basılan kitapta “Bir hayalet, komünizm hayaleti Avrupa’yı dolaşmaktadır” diye çevirdiği o meşhur ilk cümle; Halil İbra­him’in şimdiye dek bilinmeyen kitabında ise şu şekilde yer al­mıştı: “Avrupa üzerinde bir ka­bus geziniyor”.

Komünist Manifesto’nun bugüne kadar literatürde yer almayan Türkçe ilk çevirisi, İstanbul’da basılan özet kitapla aynı yıl, Bakü’de yayımlanmıştı.

6-BAŞESERİN İLK KİTAP ÇEVİRİSİ / 1933

MARX’IN TEMEL ESERİ DAS KAPİTAL’İN 1912’de sa­dece küçük bir bölümü Cerî­de-i Felsefiye dergisinde çık­mıştı. Tamamına yakını ise, kitap olarak ilk defa 1933’te Haydar Rifat tarafından çev­rildi ve Sermaye ismiyle Te­feyyüz Kitaphanesi’nden pi­yasaya çıktı. Haydar Rifat, Şekerzade Edip İzzet Beyefen­di’ye ithaf ettiği kitabın önsö­zünde Karl Marx’ın şaheseri olan Sermaye’nin belli başlı her dile çevrildiğini kayde­derek, “Ben şu boş günlerim­de bir tecrübeye girdim ve 14 ciltlik Sermaye’nin Gabriel Deville tarafından toplanmış sadık bir hülâsasını tercüme ve neşir ediyorum” diye yazar. Rifat’in bu 305 sayfalık Ser­maye çevirisi, “Birinci Kısım” başlığı ve “Eşya ve Para” alt­başlığıyla başlar.

Haydar Rifat’ın Fransızcadan çevirdiği Das Kapital, ünlü eserin günümüz Türkçesindeki ilk örneği.