Dünün ve bugünün gündemi e-postanıza gelsin.
0,00 ₺

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Etnik kökenin tarihsel dönüşümü

Etnik bilincin yaygın olduğu günümüzde, etnik grupların ezelden beri bugünkü hâlleri ile var oldukları varsayılmakla kalınmaz, var olmuş olmaları gerektiğine de inanılır. Ama gerçekten öyle gözükmüyor. 

Bugünün kaygıları, bazen geçmişi de benzer şekilde değerlendirmemize sebep olur. Günümüzde etnisite, dinî inanç ve mezhepçilik geçmişe bakışımızı da şekillendirmekte, geçmiş de bunlardan nasibini almaktadır. Etnik bilincin yaygın olduğu günümüzde, etnik grupların ezelden beri bugünkü hâlleri ile var oldukları varsayılmakla kalmaz, var olmuş olmaları gerektiğine de inanılır.

Orta Asya haritasına baktığımız zaman, herhalde herkes Gobi ve Taklamakan çöllerinin nerede olduğunu hemencecik bulabilir. Taklamakan’ın kuzeyinde Tanrı Dağları, onun da kuzeyinde Cungarya bozkırları vardır. Ancak bu isimler neye delalet eder pek bilmeyiz.

Bölgeye adını veren Cungarlar bir Batı Moğol grubu idi. Bizim tarihlerimizde isimleri Kalmak/ Kalmuk şeklinde geçer. Rivayete göre 14-15. yüzyıllarda Orta Asya’da birçok Türk ve Moğol grubu yeni bir dalgayla Müslüman olunca, olmayanlara Kalmak denmişti. Bunlar İslâmiyet’e değil Budizme meyletmişlerdi. 16. yüzyılda Orta Asya’da ilginç bir bölünme yaşandı: Türk dili konuşanlar, Tuğluk Temür başkanlığında İslâmı kabul ederken, bazı Moğol kabileleri de bunlara katılmış ve kendilerini Türk dili ile ifade eder olmuşlardır. Önce eski Tengri dininde kalıp sonra da Budist olanlar ise Moğolca konuşma yolunu seçmişlerdir.

Etnik kökenin tarihsel dönüşümü

Moğolca konuşanların doğu grubu, bugün Moğolistan’da ve Çin’deki İç Moğolistan Özerk Bölgesi’nde bulunmaktadır. Batı grubundan söz edince de Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’nde eski Korla şehri civarındaki ve Rusya Federasyonu Kalmuk Cumhuriyeti’ndeki Torğutlar akla gelir. Bunlar, bizim bildiğimiz Türkçe konuşan ve Müslüman Turgutların akrabalarıdır. Turgutların tarihsel serüveni çok ilgi çekicidir (bkz. Turhan Turgut, “Çin-Rusya Arasında Turgutlar, Unutulan Budistler”). Günümüzde de Kakasya Kalmuk bölgesindeki Torğutların bir kısmının 2. Dünya Savaşı’ndan sonra ABD New Jersey bölgesine de yerleşmiş olduklarını görürüz. Budist Torğutlar ve Müslüman Turgutların tarihsel serüvenini anlamanın yolunun bugünkü etnisite ve inanç dünyasından geçmediği aşikardır. 17-18. yüzyıllarda Turgutlar, Anadolu’ya gelip yerleştiler. Torğutlar ise Cungar konfederasyonuna mensup idiler. Bu isim Moğolca cegün ğar “sol kol” deyiminin kısaltılmış şekli idi. Kısacası 17- 18. yüzyıllarda Kalmuk camiasına cegün ğar’dan mülhem Cungar deniliyordu. Haritalarda gördüğümüz Cungarya adı da buradan geliyor. Cungar bir kabile adı değildi. Bu konfederasyon Torğut gibi farklı adlar taşıyan kabilelerden oluşuyordu. Bunlardan biri de Cungar hanlarının dayandığı Çoros kabilesi idi. Moğolca konuşanlar arasında Çoros olarak bilinen bu kabileye, Türkler Coras diyordu. Bunlarda Mirza Fazıl Şah b. Mahmud Coras, Farsça yazdığı iki eserle tarihimizde iz bırakmıştır. Biri hacı hocalardan ve kadınlardan söz eden Aşıkların Dostu (Enisü’t-talibin) diğeri de bütün bu kişileri dışlayarak yazdığı Tarih adlı kitaptır. Mirza Fazıl, Tarih’ini erkeklerin faaliyetlerinin ele alındığı bir siyasi tarih şeklinde yazmıştır. Böylece 17. yüzyıl Kaşgar hayatını iki değişik yönden görmemiz mümkündür. Bu eserlerde Corasların Çoroslarla akrabalığından söz edilmez. Bir yüzyıl önce, önce Kaşgar sonra da Keşmir’de hüküm sürmüş olan Mirza Haydar Duğlat’ın, Tarih-i Reşidi eserinde, “eğer birileri Müslüman değilse, ne kadar akraba olurlarsa olsunlar, ben onları akrabam olarak görmem” mealinde bir ifadesi vardır. Kısacası 16. yüzyılda din, inanç akrabalık ve kökenden önce gelir olmuştur. Haydar Duğlat’ın sözleri Mirza Fazıl için de geçerlidir. Her ikisi de birer yüzyıl arayla olsa da bölünmüş bir dünyanın mensupları idiler. Ancak 17. yüzyıl sonunda inanç farklılığı dille perçinlenmiştir.

+ yazıları

Devamını Oku

Son Haberler