Ayrıntı Yayınları’nın 1000. kitabı Zamanın İzinde meşakkatli bir maratonun son yüz metresini andırıyor. Kitapta, geride bırakılan onca kilometrenin yorgunluğu, bugüne ulaşabilmenin gururuyla geleceği yaratma gücüne dönüşüyor. Bu, yayınevi için olduğu kadar Anadolu için de geçerli. Ayrıntı’nın okurla buluşturduğu 999 kitaptan süzülen deneyim ve birikim eserde billurlaşırken, binlerce yıllık çalkantılı ve görkemli bir tarihi ardında bırakan Anadolu, Zamanın İzinde’de görsel tanıklıklarla son 100 yılını anlatıyor. Eserden sizin için seçtiğimiz kareler… 

AVAMA DA HAVASA DA NARGİLE Yıl 1901, mekân İstanbul. Yirmi küsur Osmanlı genci, keskin bakışları objektifte… Baştaki fes ne enseyi korur Güneş’ten, ne gözleri. Ama keyiflerin gıcır olmasına engel değil. Nargilenin o devirde soyludan da, avamdan da müdavimi vardır. 
USULÜNCE GÖMÜLMEK İSTER HER GÜNAHKÂR Bir cenaze töreni, Yozgat’tan, 1900’ler. Müteveffiyenin kimliği belli değil, bir Ermeni kadını o kadar. Bilinmesin, usulünce gömülmüşse ona yeter. Zira Anadolu’da, özellikle son yüzyılda Anasır-ı Osmaniye’ye ait sayısız cenaze bu murada erememiştir. 
ANADOLU’NUN KANADI KIRIK KIRLANGICI Neyzen Tevfik, kırlangıç gibi gezdi Anadolu’yu. 1930’da İstanbul’da çektirdi bu portre fotoğrafı. Kendi üslubuna göre tabii, vaziyeti bağdaş, kucağında neyi. “Izdırabın sonu yok sanma, bu âlem de geçer” mısrasının sahibi, Öğretmen Tevfik Kolaylı, bir kolu kırık, sebebi güreş merakı. 
FABRİKADA TÜTÜN SARAR… “Köşeyi dönüp kaybolan” o kızların gittiği yer, tütün fabrikası. Zaman 1930’lar. Tütün sarmak titizlik ister, dikkat ve sabır ister. Zor iştir, onun için kadın işidir zaten. Sararken hayal kurulur muhakkak. Mutlu bir ev, rahat bir hayat… Tütün fabrikaları genç Cumhuriyet’in ekonomisi için önemli kaynaklardandı. 
ATA’YA SAYGI DURUŞU Atatürk’ün naaşı, 19 Kasım’da Ankara’ya doğru yola çıktı. İlk durak Eminönü, Yavuz Zırhlısı’yla İzmit, sonra trenle Ankara… İstanbul ağır bir havayla uğurladı ‘yolcu’sunu. KKaraköy Yüksekkaldırım’daki Enli Yokuşu’nun merdivenlerine iğne atsan yere düşmez. Her milletten ahali, Atatürk’ü uğurlamak için bekliyor. 
HEY BEN MÜSLÜMAN VATANDAŞIM! Cemil Filmer, Sultanahmet Mitingi’ni kayda almış, yaşamı boyunca 33 sinema kurmuş, 65 yılını sinemaya vermiş. 1895, İstanbul doğumlu. İstanbul’daki bir sinemasının önünden çekilmiş bu fotoğraf 6-7 Eylül olaylarından korunma çabasına bir örnek. Bayrak ve işyerinin sahibinin azınlık olmadığını kanıtlayan “BURANIN SAHİBİ CEMİL FİLMER” yazısı güvenlik amaçlı olsa gerek. 
KIZ ÖĞRENCİLERDE CUMHURİYET DÖNÜŞÜMÜ Edirne Kız Muallim Mektebi öğrencileri izci kampına çıkıyor, Kasım 1933. Türkiye’nin eğitim teşkilatında Kız Muallim Mektepleri süreci 1870’te kurulan Dârülmuallimât ile başlıyor. Dârulmuallimât, 1858’de açılan kızlar için iptidâiye ve rüştiye mekteplerine öğretmen yetiştirmek üzere kurulmuşlardı. Cumhuriyet’le birlikte modernleştiler. 
FIRAT’TAN GEÇİLİR KELEK İLE… Fırat’ın adı, Akad dilinde Purattu, Farsça’da Ufratu, Asurca’da Pratru, Yunanca’da Euphrates. Avesta’da geçiyor anlamı, ‘huperethuua’ yani geçmesi kolay. 1930’lar Urfa’sından bu kare, modern giyimli kadınlar, adamlar kelekle geçiyorlar. Kelek, Mezopotamya’nın en eski taşıma aracıdır. 
ALMANYA ACI VATAN 70’lerde “Vatan doğduğun yer değil doyduğun yerdir.” fikri yaygındı. Gurbete giden Türk insanına maddi durumu, iyi giyimi ve edindiği Batı tecrübesiyle Türkiye’de gıpta ediliyordu ancak Almanya ‘acı vatan’dı. Münih Tren İstasyonu, 1974, belki de yolculuk anayurda. 
ALNIMIN ÇİZGİLERİNDESİN MEMLEKETİM Nazım Usta’nın güzel bakışı Anadolu’dan değil bu ‘Çizme’den. Mart 1962, Floransa. Burada Uluslararası Yazarlar Kongresi’ne katılan usta, 61 yıllık ömrünün son 13 yılını sürgünde geçirdi. Türkiye’de iken yurtdışına çıkmasına izin olmadı, dışarıdayken yurda dönmesine. Vatandaşlığa 2009’da kabul edilen büyük şairin mezarı Moskova’dadır. 
SÜLEYMANİYE: SEÇKİNLİKTEN ORTA HALLİLİĞE İstanbul’un üçüncü tepesi Süleymaniye, 1950 yılbaşı sabahı. Kanunî’nin 16. yüzyılda kendi adına yaptırdığı camiden alıyor adını bu mahalle. Bütün tarihi boyunca seçkinlerin tercih ettiği, yerleşimiyle tüm şehre hâkim olan semt birkaç kez dönüşüm geçirdi. Gözdeliğini kaybetmese de artık gelir düzeyi düşük yurttaşın ikametgâhı.. 
SURETE AŞIK OLMA FİLMİ Metin Erksan’ın “Sevmek Zamanı” filmi, 1965. Surete aşık olmak konusunu işleyen filmde bir boyacı boyamaya girdiği evin duvarında asılı çerçevedeki kadına aşık oluyordu. Film sinema tarihindeki yerini aldı ancak gösterilecek salon bulamadı. 
MÜDÜR CEMAL SÜREYA GREVDEKİ İŞÇİLERLE Darphane’deki görevi sırasında grevdeki işçilerle birlikte, hoş sohbette bulunan kişi Cemal Süreya (soldan üçüncü). 1975 yılında burada müdürlük yaptı. Birçok edebiyatçı gibi memur olan Süreya’nın en üst kademedeki görevi burasıydı. Memurluğu borçlarını ödemek için yapıyordu. 
DUVARLAR TAŞTAN YÜZLER PAMUK Nevşehir, Üçhisar’da bir düğünde çekilmiş bu fotoğraf. Yıl 1980. Yığma taşın 15. yüzyıldan itibaren kullanılmaya başlandığı bu yerde uzun süre kayalar oyularak konaklamaya uygun geniş alanlar açılmış. Bu kız evinin tarihi ne zamana dayanıyor bilemiyoruz, duvarları taştan. Az sayıda da olsa taş ev var hâlâ Üçhisar’da. 
İZMİR HATIRASI Seyyar fotoğrafçılar 50lerin sonuyla popüler olmuştu. Anında baskı yapabilen makineler çıktığında kadraj ustaları deklanşör başına, hali vakti yerinde insanlar da onların karşısına koştu. Fotoğraf, pahalı bir zevkti. 1967, İzmir. 
TURİST AMCALARDAN ÖNCE Fotoğraf 1967’de Kapadokya’da çekilmiş. Tarihi 12 bin yıla uzanan, adeta tamamı doğal ve kültürel bir sit alanı olan bölgenin bugün kitle turizmi sayesinde taşı toprağı altın. Turistlerin henüz akın etmemiş olduğu o mütevazi yıllarda, bir köy çocuğu yemeğini iştahla atıştırıyor.