1874’den 1922’ye İstanbul itfaiyesinin başında bulunan Kont Ödön Seçeni (Széchenyi), İstanbul’da ilk modern yangınla mücadele teşkilatını kurmuş, Türkiye’de yaşarken gördüğü beş padişahın da güvenini kazanmıştı. Macaristan tarihinde derin izleri olan, çok köklü ve soylu Szecheny ailesine mensup Ödön Bey, Rum bir hanım ile evlenmiş, çocuklarıyla ilgili ciddi problemler yaşamıştı.

Beyoğlu’nda 1870’de binlerce evin yanmasına, onlarca insanın ölüp yaralanmasına sebep olan yangın felaketinden sonra modern bir itfaiye teşkilatı kurma girişimlerinde bulunuldu. Yurtdışındaki itfaiye örgütleri incelendiğinde en mükemmeli olarak gösterilen Peşte itfaiye teşkilatını kurmuş, Viyana itfaiyesinin başında bulunmuş Kont Ödön Seçeni (Szecheny) Osmanlı Devleti’ne davet edildi.

Seçeni 1871’deki ilk ziyaretinde modern itfaiyeyi kurmaya çalıştı. Şehircilik hususunda çeşitli önerilerde bulunup 1 yıl sonra ülkesine döndü. 1874’de itfaiyenin başına geçmek üzere davet edilmesiyle (veya bizzat Avusturya-Macaristan İmparatoru Franz Joseph’in önerisiyle) İstanbul’a yerleşti. Türkiye’de tam 48 yıl İstanbul itfaiyesinin başında bulunup 1922’de vefat ettiğinde Feriköy Mezarlığı’na gömülen Kont Seçeni tam bir Osmanlı olmuştu. Abdülaziz zamanında geldiği Türkiye’de yaşarken, gördüğü beş padişahın da güvenini kazandı. Paşa oldu ve 2. Abdülhamid’in çevresindeki yaveran arasına girdi.

Seçeni Paşa’nın portresiyle İstanbul İtfaiyesi kartpostalı.

Macaristan tarihinde derin izleri olan, çok köklü ve soylu Szecheny ailesine mensup Ödön Bey, İstanbul doğumlu Eftalya Kristopulos adlı bir Rum ile evlenmişti. İstanbul’da dünyaya gelen çocuklarından yana şansı yaver gitmedi. Oğlunun tehditlerinden ürkerek onun yurtdışına sürülmesini sağladıktan sonra Türkiye’ye bir daha alınmaması için ricacı oldu.

Kızı Kontes Vanda’nın İstanbul’da evlendiği kocası hukukçu Vahram, ünlü Ermeni Dadyan ailesinden Barutçubaşı Ohannes Bey’in torunu, Osmanlı Hariciyesi’nin istikbali parlak bir memuru idi. 1890’daki Ermeni olaylarına katıldığı iddiasıyla 2. Abdülhamid’in gözünden düşmüştü ve uluslararası ilişki ağının içindeki faaliyetleri dikkatle izleniyordu. Vanda ve Dadyan’ın seyahate çıktıkları Viyana’da İran Sefiri Neriman Han ile giriştikleri organizasyon sonucu İran’a geçmeleri 2. Abdülhamid tarafından tepkiyle karşılandı. Tahran’daki Osmanlı sefaretinin yoğun gözetimine maruz kalan ve ekonomik sıkıntıya düşen çiftin huzuru kaçtı. Kızının cinnet derecesinde psikolojisi bozulduğu haberleri İstanbul’a geldikçe Ödön Seçeni Paşa’nın damadıyla arası iyice gerildi. İran Şahı ile ilişkileri mükemmel olan Vahram ve Kontes Vanda, İran vatandaşı oldu. Vahram Dadyan, şah tarafından Adalet ve Posta Telgraf Nazırı yapılarak general unvanıyla onurlandırıldı! Seçeni Paşa belki de kızı Vanda’yı bir daha hiç göremedi. İran’da 1916’da iç isyanlardan birinde kocası Vahram feci bir şekilde öldürülünce, Kontes Vanda da ertesi günü intihar etti.

Matmazel Kontes İlona Seçeni.

Bu acı olayın ardından Ödön Seçeni’nin İstanbullu eşinden olma kızı İlona’nın üzerine daha çok titrediği anlaşılıyor. Sevgili kızının göğsünün nişanla süslenmesini diliyor; Seçeni Paşa’nın bu maksatla 1918’de Sadrazam Talat Paşa’ya yazdığı mektup, Osmanlı Arşivi’ndeki en son tasniflerde ortaya çıktı. Osmanlı saltanatının hizmetinde bulunmakla iftihar ettiğini, ailesi ve çocuklarıyla Osmanlı milletine son nefesine kadar hizmet etmeye azmettiğini belirttiği bu mektubu, kızı Matmazel Kontes İlona Seçeni’ye Şefkat Nişanı verilmesi için yazmış. Mektupta bahsedilen iki muharebeden Balkan ve Birinci Dünya Savaşı kastediliyor olmalı.

Bazı paşaların, ileri gelen bürokratların eşleri ve kızları savaş sırasında askere moral vermek ve topluma dayanışma ruhunu aşılamak için Kızılay bünyesinde görev almışlardı. Böylesine sosyal sorumluluk çalışmalarını yürütenlere de Şefkat Nişanı veriliyordu. İlona’nın da bu çalışmalarda bulunmuş olması muhtemeldir. İnsancıl görevlere alıştırdığı kızının daha da gayret göstermesi, sadakatli göğsünün süslenmesi için, benzerlerine verildiği gibi 2. rütbeden Şefkat Nişanı verilmesini istirham ediyor. 13 Mayıs 1918 tarihli bu ricası, mürekkebi kurumadan hemen ertesi günü Sadrazam Talat Paşa imzasıyla Sultan Reşad’a sunulur ve padişahın imzasıyla çıkan irâde ile İlona Hanım’a Şefkat Nişanı tevcih edilir. İlona’ya 1922’de babasının ölümünden sonra yetim maaşına ilave olarak aylık 1000 kuruş maaş bağlanması talebi kabul edilmiş.

44 yıldır Türkiye’de yaşayan bir Macar’ın dile getirdiği bu samimi ifadelerin yer aldığı mektup, o dönem için Osmanlıların pek aşina olmadığı armalı bir kâğıda yazılmış. Batı aristokrasilerinde her ailenin bir arması olduğu gerçeğinden hareketle kendi aile armasını mektup kağıdında kullansa belki tepki alabilirdi. Kont Seçeni, aile armasını kullanmadı ama mesleğini sembolize eden en eski itfaiye armalarından biri sayabileceğimiz modern tasarımlı bir itfaiye armasını özel mektuplarının kâğıdına bastırarak bize değerli bir iz bıraktı.

İLK KEZ YAYIMLANAN BELGE

Osmanlı millet-i necibesine son nefesime kadar arz-ı hidemat etmiş…

Kont Ödön Seçeni’nin, kızı Matmazel Kontes İlona Seçeni’ye Şefkat Nişanı verilmesi için Talat Paşa’ya yazdığı mektup.

“Sadrazam ve Başvekîl-i Mufahham Talat Paşa Hazretlerine

Ma‘rûz-ı Çâker-i Kemîneleridir

Ma‘lûm-ı sâmîleri olduğu üzere hidmet-i Saltanat-ı Seniyye′de bulunmağla bi-hakkın müftehir ve evlâd u ıyâlimle Osmanlı Millet-i Necîbesine arz-ı hidemât etmiş ve son nefesime kadar da hidmete azm eylemiş olduğum ve yegâne kerîmem dahi her iki muhârebâtda hidemât-ı insâniyetkârâneye alışdırmış olduğum ve son derece bu husûsda bezl-i vücûd etmiş olan kerîmem câriyeleri (Madmazel Kontes İlona Ziçni) istihsâl eylediği ma‘rûz-ı terbiye-i hamiyyetkârânesine bir kat daha germiyyet vermek ve devam etmesini te’mîn etmek üzere sîne-i sadâkatinin emsâli misillü bir kıt‘a ikinci rütbeden Şefkat Nişân-ı Hümâyûnu′yla tezyîn buyurulmasını hâk-i pâ-yi sâmî-i kadr-şinâsî-i cenâb-ı vekâlet-penâhîlerinden sûret-i husûsiyede tazarru‘ ve istirhâm eylerim. Ol bâbda ve her hâlde emr u fermân hazret-i veliyyü′l-emrindir. Fî 13 Mayıs sene 334 [13 Mayıs 1918]

Umûm İtfaiye Alayları Kumandanı
Birinci Ferîk
Bende

[Mühür: Seçini]”

[BOA, A.VRK, 886/44]