AMASYA – TURHAL

Amasya il merkezinin 25 km güneybatısındaki Oluz Höyük’te, daha önce Persler’e ait taş yol, sütun kaideleri ve ateşgede kalıntıları bulunmuştu. 2018 dönemi çalışmalarında ise Taht Salonu/Kabul Salonu’nda (Apadana) ve üçerli olarak iki sırada toplam 6 taş kaide ortaya çıkarıldı. Buluntular, Oluz Höyük’ün mimari tasarımı, kent dokusu ve karakteri ile Persler tarafından Anadolu’da kurulmuş en önemli yerleşme olduğunu gösteriyor.

Akhaimenid (Pers) İm paratorluğu (MÖ 550330), Güney Rusya steplerinden Mısır’a, kıta Yunanistan’ından Seyhun Nehri’ne kadar uzanan geniş oprakları ile Eski Dünya’nın Roma ve Osmanlılar’dan önce gördüğü en büyük devlet ol muştur.

MÖ 546’da kurucu kral Bü yük Kyros’un (Kuraş) Lidya Kralı Krosisos’u (Karun) mağ lup etmesinden sonra Anadolu’ya iki yüzyılı aşan bir süre egemen olan Persler, bu topraklarda beş satraplık (eyalet) kurmuşlardı. Bugünkü Orta Anadolu’nun tamamını Karadeniz’den Toroslar’a uzanarak kapsayan Katpatuka (Kappadokia), onların Anadolu’da en çok değer verdikleri satraplıktı. Volkanik bir bölge olan Kappadokia’nın doğasında barındığı ateş, İran coğrafyası ulusları olan Medler ve Persler için cezbedici bir unsur olmuş gibi görünmektedir.

Zerdüşt Dini’nin tanrısı Ahura Mazda’nın evrensel sıcaklığını ve ışığını sembolize eden “Ateş”in Anadolu’daki varlığını arayan Persler, Kappadokia’yı çok sevmişler ve MÖ 5. yüzyıldan itibaren bölgede “ateşgede”ler inşa etmişlerdir. Buna ek olarak, Kappadokia’nın zengin bakır ve kurşun yatakları Persler için her zaman çok önemli olmuştur. Bölgenin madeni alet-edevatları ile kap-kacakları o kadar meşhurdu ki, Assur kaynaklarında Tabal olarak anılan bölgenin bu adıyla (Tubal) Tevrat’a bile yansıdığı gözlenmektedir.

Oluz Höyük Apadanası Bugüne değin iki sıra halinde altı sütun kaidesi açığa çıkarılabilen apadananın çok daha büyük olduğu düşünülmektedir. (Oluz Höyük Kazı Arşivi)

Geniş topraklara sahip olan Katpatuka Satraplığı’nın iki merkezi olduğu kabul edilmektedir. Güney bölgenin merkezi, bugünkü Kayseri kenti civarında olduğu düşünülen Mazaka’ydı. Ancak bugüne değin Mazaka’ya işaret eden arkeolojik bulgulara ulaşılamamıştır.

Kuzey bölge merkezinin ise İris Nehri (Yeşilırmak ) havzasında ve bugünkü Turhal ile eşitliği düşünülen Gaziura ya da civarında olduğu bilinmektedir. Bugüne kadar yapılan arkeolojik araştırmalarda Turhal Kalesi ve civarında Akhaimenid kültür karakterini yansıtan hiçbir arkeolojik bulguya rastlanmamıştır. Buna karşın, Turhal’ın yaklaşık 50 km kuzeybatısında yer alan Amasya-Oluz Höyük’te 2007’de başlayan arkeolojik kazılar, henüz yeri tam olarak bilinmeyen Kuzey Kappadokia Satraplığı merkezinin keşfi ile ilgili güçlü ipuçları vermeye başlamış bulunmaktadır.

Aslan Figürlü Çömlek Apadana kazıları sırasında bulunan aslan figürlü çömlek parçaları Anadolu Demir Çağı kültürünün bir parçası. (Oluz Höyük Kazı Arşivi)

Bugünkü bulgular ışığında Kuzey Kappadokia Satraplığı’nın dinsel ya da satraplık merkezi olarak düşünebileceğimiz, Amasya il merkezinin 25 km güneybatısındaki Oluz Höyük’ün, Persler tarafından kendi mimari geleneklerine göre Demir Çağı (Frig) yerleşmesi yıkılarak yeniden inşa edilmiş olduğu, kazılarda açığa çıkan bulgularla gün geçtikçe daha iyi gözlenebilmektedir. Geçtiğimiz 11 sezon boyunca Persler’e ait taş yol, Pers tipi sütun kaideleri ve ateşgede kalıntılarının keşfedildiği Oluz Höyük’te, 2018 dönemi çalışmalarında bulunan Taht Salonu/Kabul Salonu (Apadana), yerleşmedeki Akhaimenid mimari karakterini tamamlayan bir yapı niteliğindedir.

Eski Pers dilinde “çok direkli/ çok sütunlu” anlamına gelen Apadana, İran coğrafyasında doğmuş anıtsal bir yapı türüdür. Çok büyük olasılıkla Persler’in göçebe dönemlerindeki büyük çadırlarını ayakta tutmak için kullanmış oldukları çok sayıda direk, MÖ 1. binyıldan itibaren Apadana’ya dönüşen sürecin tarihsel temelini oluşturmuştur.

Oluz Höyük Oluz Höyük ile en büyük kazı alanı “A Açması”nın batıdan görünüşü (Üstte). İstanbul Üniversitesi Arkeoloji Bölümü öğrencileri kazı çalışmalarında (altta). (Oluz Höyük Kazı Arşivi)

MÖ 1. binyılda Horasan’dan yani Hazar Denizi’nin doğusundaki topraklardan Sakalar’ın (Doğu İskitler) baskısıyla bugünkü Fars Bölgesi’ne gelmiş olan göçebe Persler’in, bu bölgede yerleşmeye geçmiş oldukları anlaşılmaktadır. İskâna geçişle birlikte yüksek İran kültürü etkisini göstermiş, Persler hem tapınak hem de saray inşa etmeye başlamışlardır. Çok direkli çadırdan geliştiği anlaşılan Apadana’nın geleneksel mimarisinde, çatının taş kaideler üzerinde yükselen ahşap direklerle taşındığı bilinmektedir. Taş ya da mermer sütunları daha çok başkentlerindeki (Susa, Persepolis) anıtsal saray yapılarında kullanan Persler’in, Apadana mimarisinde taşıyıcı eleman olarak genellikle ahşap dikmeleri tercih etmiş olduklarını söyleyebiliriz. Maliyet, hammaddeye ulaşma kolaylığı ve şekillendirme açısından tercih edildiği anlaşılan ahşap dikmelerin Oluz Höyük’te keşfedilen Apadana’da da kullanılmış olduğu anlaşılmaktadır. Kazısı henüz tamamlanmamış olan Apadana’nın taş kaideleri üzerinde yükseldiği anlaşılan dikmelerin, ahşabın organik bir madde olması nedeniyle zaman içinde yok olduğu düşünülebilir.

2018 dönemi kazılarında Oluz Höyük Apadanası’nda üçerli olarak iki sırada toplam 6 taş kaidenin temelleri açığa çıkarılmıştır. Apadana’nın kuzeydoğusunda gözlenen köşe yapmış temel kalıntısı, günümüze ulaşamasa da yapının özenle inşa edilmiş duvarları olduğuna işaret etmektedir. Ateşgede, kutsal yol ve Apadana ile birlikte düşünüldüğünde Oluz Höyük’ün mimari tasarımı, kent dokusu ve karakteri ile Persler tarafından Anadolu’da kurulmuş en önemli yerleşme olduğu anlaşılmaktadır.

Anadolu’da Persler’in tasarladığı kent Oluz Höyük, taş döşeme yolu, ateşgedesi, kutsal alanı ve apadanası ile Akhaimenidler’in Anadolu’da Pers kimliği ile kurdukları ilk kent. (Oluz Höyük Kazı Arşivi)

Arkeolojik çalışmalar, Oluz Höyük’te ateşe tapan ya da saygı duyan, Tevhid inancına önem gösteren, Tanrı figürlerini önemsemeyen ya da kabul etmeyen bir toplumun varlığını kanıtlamış bulunmaktadır. MÖ 425-200 yılları arasında Ateşgede, Kutsal Alan ve bunlara ulaşımı sağlayan bir yol (Pers Yolu) ile Apadana inşa eden bu insanların Pers kökenli oldukları ve Erken Zerdüşt Dini’nin ilk toplumlarından birini oluşturdukları anlaşılmaktadır. Zerdüşt Dini’nin tarihsel gelişimi incelendiğinde, erken dönemde (MÖ 5. yüzyıl) açıkhavada yanan ve korunan ateşin, Oluz Höyük’te kurumsallaşmaya başlayan yeni bir dinin temel pratiği olduğu gözlenmektedir Erken ve Orta Akhaimenid dö nemlerinde oluşum sürecini yaşamış Erken Zerdüşt Dini’n oluşturan ritüeller ile pratiklerin Oluz Höyük’te saptanmış olması, Kuzey-Orta Anadolu (Pontika Kappadokia) ve Kappadokia’nın, Avesta’nın kutsal coğrafyası içinde değerlendirilmesi gerektiğine işaret etmektedir.