Yirminci yüzyılda, eşcinsellikle ilgili tabuların yıkılmasında sinemanın rolü büyük oldu. Bazıları eşcinsellerin yaşadığı haksızlığı anlattı, bazıları da muhafazakâr ahlaki düzeni derinden sarstı.

Diğerlerinden Farklı (1919) Eşcinsel haklarının ilk savunucusu Alman Magnus Hirschfeld, 1919’da bu konudaki ilk filmin senaryosunu yazdı. Filmin ana karakteri kemancı Paul Körner, bir şantajcı yüzünden intihara sürükleniyordu.

Haremde Dört Kadın (1965) Halit Refiğ’in yönettiği bu siyah-beyaz filmin senaryosunu Kemal Tahir yazmıştı. 20. yüzyıl başında İstanbul’da bir paşanın haremindeki entrikaları gösteren film, haremdeki kadınlardan ikisi arasındaki ilişkiye de yer verir.

Düş Gezginleri (1992) Atıf Yılmaz’ın bu filminde baş rolleri Lale Mansur ve Meral Oğuz paylaşıyordu. Biri doktor, diğeri fahişe olan iki kadın arasındaki ilişkiyi anlatan Düş Gezginleri, 1994’te Toronto Gay ve Lezbiyen Film Festivali’ne katılan ilk Türk filmi oldu.

Brokeback Dağı (2005) Çinli yönetmen Ang Lee’nin en iyi yönetmen Oscar’ını kazandığı “Brokeback Dağı”, Amerikalı yazar Annie Proulx’un aynı adlı öyküsünden sinemaya uyarlandı. Film, 1963-1983 yılları arasında, ABD’nin batısında iki kovboy arasındaki aşkı anlatıyordu.

Kurban (1961) Başrolünde Dirk Bogarde’ın oynadığı, Basil Dearden’ın yönettiği İngiliz filmi, İngiltere’de eşcinsellikle ilgili yasa değişikliğinde önemli bir rol oynadı. Konu, şantaj kurbanı bir eşcinseldi. Filmde ilk kez “homoseksüel” kelimesi geçtiği için ABD’de gösterilmesi yasaklandı.

Kabare (1972) Liza Minnelli ve Michael York’un oynadığı müzikal film, İngiliz yazar Christopher Isherwood’un eserlerinden sinemaya aktarılmıştı. 1931’de Nazi iktidarı öncesi Berlin’deki bir kabarede geçen filmde ikisi de aynı Almanla ilişki kuran, İngiliz eşcinsel yazarla Amerikalı şarkıcı kız arasındaki sevgi ve dostluk anlatılır.

Philadelphia (1993) Tom Hanks’in en iyi erkek oyuncu Oscar’ını kazandığı filmde, AIDS olduğu için işten atılan bir eşcinselle (Tom Hanks), adalete inanan bir heteroseksüel avukat (Denzel Washington) aynı cephede mücadele eder. Gişede de büyük başarı kazanan filmin, Amerikan kamuoyununun AIDS ve eşcinseller karşısında duyduğu korkuyu yenmesinde rol oynadığı düşünülür.

Tehlikeli Fısıltı (1961) Shirley MacLaine ve Audrey Hepburn’ün oynadığı, Lillian Hellman’ın oyunundan uyarlanan filmde, bir yatılı okulda iki kadın öğretmen arasındaki dostluk anlatılıyordu. Bir kız öğrenci, kızgınlıkla öğretmenler arasında ilişki olduğunu ihbar ediyordu.

Örümcek Kadının Öpücüğü (1985) Arjantinli yazar Manuel Puig’in aynı adlı romanından sinemaya uyarlanan bu Brezilya filmi, Brezilya’da (romanda Arjantin’de) askeri diktatörlük günlerinde geçer. Aynı hücreyi paylaşan apolitik bir eşcinselle, solcu bir eylemci arasında gelişen dostluk, her ikisini de değiştirir.

Hamam (1997) Türk İtalyan yönetmen Ferzan Özpetek’i bütün dünyada şöhrete kavuşturan film, Francesco adlı üst sınıftan bir İtalyanın İstanbul ile tanışınca geçirdiği değişimi anlatır. Kendisine miras kalan hamamı restore etmeye çalışan Francesco, genç Mehmet’le bir ilişkiye girer. Ancak hamamı elinden almaya çalışanlar tarafından öldürülür.