Nâzım Hikmet: Türkçenin büyükelçisi

Dünya şairi Nâzım Hikmet’in şiirleri, onlarca dile çevrildi, milyonlarca kişiye ulaştı. Şairin SSCB’de olduğu dönemde kendisine yollanan Türkçe mektuplar, bugün Rusya Edebiyat Sanat Devlet Arşivi’nde (RGALİ) bulunuyor. Bu mektuplar Türkçeye olan tutkuyu ve en önemlisi Türkçe konuşan halkların dillerinin korunmasında ve Türkçenin yaygınlaştırılmasında Nâzım Hikmet’in ne kadar önemli bir rol oynadığını gösteriyor.

Nâzım Hikmet, Bulgaristan’ın Kırcaali şehrinde Türk nüfus tarafından ekmek ve tuz ile karşılanıyor, Eylül 1951 (Hayriye Süleymanoğlu Yenisoy, “Nâzım Hikmet ve Bulgaristan Halk Cumhuriyeti”, BAL-TAM Türklük Bilgisi, No. 20, Mart 2014, s.75). 

Azerbaycan’a birkaç kez gittiğimde, oradaki Türkçü ve milliyetçi çevrelerde dahi Nâzım Hikmet’e büyük sevgi ve saygı beslendiğini görmüştüm. Duydukları bu sevgiyi de en çok “onun sayesinde Türkçemizi koruyup geliştirebildik” sözleriyle açıklamışlardı. 

Rusya Edebiyat Sanat Devlet Arşivi’nde (RGALİ) yaptığım araştırmalar esnasında bu sözlerin değerini çok daha iyi anladım. Nâzım’a okurlarından gelen çok sayıda mektubu incelerken, özellikle SSCB dışındaki diğer ülkelerden yollanmış Türkçe mektupların sayısı hiç de azımsanmayacak kadardı. Bu mektuplar, özellikle de sosyalist blok içinde yer alan farklı ülkelerdeki Türk azınlıkların anadillerini bir yönüyle de Nâzım sayesinde koruduğunu ve geliştirdiğini gösteriyordu. Nâzım’a Türkçe şiirlerini göndermesi ricasıyla çok sayıda mektup yazılmış, bunlarda Türkçeye olan tutku dile getirilmiştir. Mektup yazanlar arasında sadece Türk azınlıklar değil, Türkçeyi sonradan öğrenmiş kişiler ya da Türkiye’den uzun seneler önce göçetmiş olanlar da vardır. 

Türkçe olarak basılan Seçilmiş Şiirler kitabı.

Nâzım, o dönem şiirleri ve diğer eserleriyle adeta Türkçenin dünyadaki büyükelçisi gibidir. Nâzım’ın şiirleri, Türkiye haricinde sadece çevirileriyle değil, Türkçeleriyle de elden ele dolaşmış, insanların yüreklerine işlemiştir. Ve en önemlisi Türkçe konuşan halkların dillerinin korunmasında ve Türkçenin yaygınlaştırılmasında önemli bir rol oynamıştır. 

Tam metinlerini sunduğumuz mektupların hepsi Türkçe yazılmıştır ve mektuplardaki açık yazım yanlışları dışındaki hiçbir noktaya dokunulmamıştır. Mektupların tamamı ilk kez yayımlanmaktadır. 

Nâzım’ın bu mektuplara elinden geldiğince cevap verdiği ve okurlarının böylesi taleplerini yerine getirmeye çalıştığı bilinmektedir. İnsan, bu mektuplara Nâzım’ın verdiği cevapların şimdi nerelerde olduğunu düşünmeden edemiyor. 

Romanya: Türk okulu öğrencileri

Türkçe kitaplarınıza kavuşursak bize ne mutlu!

Nâzım Hikmet’in Bulgaristan Komünist Partisi Yayınevi tarafından Sofya’da (1951).

“8 Mart 1952 

Sayın yoldaş 

Nâzım Hikmet 

Biz Rumen Halk Cumhuriyeti’nde Cerna-Voda (Boğas köy) Türk ilkokulu öğrencileri, sizin dünyada barışı korumak ve demokrasi uğrunda sarsılmaz büyük bir şair olduğunuzu öğrendik. Burada kalmış Türk azlığın en küçük köyüne kadar kendi dilinde okulları var, işçi partisi sayesinde serbest ve eyi yaşamaktadırlar. Fakat Türk olmak itibarile, okuyacak ders kitaplarından başka kitaplarımız yok. 

Hele sizin güzel manzumeleriniz bizi ne kadar çok meraklandırıyor. Gazetelerde sizin için yazılmış parçaları toplayıp, tutuyoruz. Lâkin Türkçe bir yazınızı elde edemedik. Bunun için size yakarmayı düşündük. Eğer bu küçük mektubumuzla sizin bir resminize ve bazı Türkçe kitaplarınıza kavuşursak bize ne mutlu! 

Var olun büyük şair! 

Türk okulu öğrencileri”

(RGALİ fond 2250, liste 1, dosya 286, yaprak 7) 

Bulgaristan: Nâzım Hikmet Yaratıcılık Derneği

Büyük şairin adına yaratıcılar derneği…

Nâzım Hikmet’in Halk Gençliği Yayınevi tarafından Sofya’da (1950) Türkçe olarak basılan Zoya kitabı.

“26 Ocak 1963 

Literaturnaya Gazeta 

Moskova 

Redaktör yoldaş, 

Müsaade ediniz de, gazeteniz vasıtasiyle, büyük Türk şairi ve dünya barış mücahidi Nâzım Hikmet’in doğum yıldönümü münâsebetiyle hararetli selâmlarımızı ve insanî temennilerimizi sunalım. Biz, Bulgaristan’ın Kırcali sancağı Studenkladenets köyü “Kalinin” internat [yatılı] okulu öğrencileri bu ders yılı esnasında büyük şairin adını taşıyan yaratıcılar derneği kurduk. Dernekte bir yönden edebî bilgilerimizi genişletmekte, edebiyat nazariyesinin ışıkları altında sanat, gerçi, insanî sanat ummanına dalmakta, diğer yönden tarihin yarattığı, halk felsefesinin gıdalandırdığı dünya progresist [ilerici] edebiyatı büyüklerinden Şekspir, Göte, Hayne, Şiler, Puşkin, Tolstoy, Gorki ve onların gerçi yolundan insanlık namına şaheserler veren ve vermekte olan Mayakovski, Nâzım Hikmet, Pablo Neruda, Lui Aragon, Go Mo Jo, Corci Amaru, Nikolas Gilyen, bizim Nikola Vaptsarof gibi kalem ve kalbiyle sınıfsız çağ hizmetkârlarının hayat ve yaratıcılıklariyle tanışmaktayız. Pek yakınımızda olan kardeş çağının [Yakın gelecekteki kardeşlik çağı] hakîkî hizmetkârları olacak olan bizler, büyük Türk şairi ve Dünya barış lavriyatı [ödülü sahibi] Nâzım Hikmet’in doğum yıldönümünü mutantan [görkemli] bir şekilde karşılamak için hazırlık yapmaktayız. 7 Şubat tarihi [Nâzım Hikmet’in doğum günü 15 Ocaktır. Bahsedilen tarih şairin doğum günü dolayısıyla yapılacak etkinliğin tarihi olmalıdır] yaratıcılar derneğimizin bir bayramı olacaktır. 

“Nâzım Hikmet” yaratıcılar derneği azaları, bütün öğretmen ve öğrenciler yıldönümü münasebetiyle büyük şaire başsağlığı [‘başsağlığı’ sözünden Türkiye’de kullanıldığı üzere vefat için değil kelimenin birebir karşılığı olarak sağlık dileği anlaşılmalıdır] diler, yaratıcılığında, biz, komünizm neslinin hizmetine, terbiyesine meşale olacak büyük başarılar temennî eder ve dâhi Lenin’in memleketinde hakikî yaratıcılık hürriyeti bulan şaire uzun ömürler dileriz. 

Saygılarımızla: 

Dernek yönetmeni Mahmut Çavuş, 

Dernek sorumluları: Rasim Tahir ve Bojidar Petkof “

(RGALİ fond 2250, liste 1, dosya 286, yaprak 32) 

Yugoslavya: Şair adayı Nimetullah

Şiirlerinizi okurken yüreğimde bir ağır taş büyüyor

Nâzım Hikmet’in Üsküp’te (1967) Türkçe olarak basılan Sevdalı Bulut kitabı. 

“Saygıdeğer Büyük Türk şairi Nâzım! 

Bu ilk mektubumu isterdim ki sizlere çok güzel bir mektup yazayım. Fakat nedense istediğim gibi olmuyor. Çünkü sizlere bütün yazmak ve söylemek istediğim şeyleri şu kâğıda sığdıramayacağım. 

Ben Yugoslavya’da doğmuş, büyümüş bir Türküm. Bir kardeşim İstanbul’da Teknik fakültesinde işlemektedir, öbürü ise Yugoslavya’nın Zagreb kentinde tahsil görmektedir. Ben bu yıl liseyi bitirmiş, gazeteci işini görmekteyim. Bu gelecek okul yılında ben de İstanbul’da tahsil görmeyi düşünüyorum. Bu okula kabul olunmazsam Belgrad’a gideceğim. İşte on yıl şiirlerle yaşayan bir gencim. Bu yıl şiirlerimin bir kitap halinde basılmasını beklemekteyim. 

Sizin Üsküp’te Şiirler ve Taranta Babuya Mektuplar, İstanbul’da Yeni Türk Şiiri Antolojisi yayımlanan kitaplarında şiirlerinizi okumuş, “Bizim Radyodan” [Türkiye Komünist Partisi’nin Türkçe yayın yapan radyosu] ve “Budapeşte Radyosundan” [Budapeşte Radyosu’nun Türkçe yayın servisi] şiirlerinizi işitmiş, yazmış, sevmişimdir. Daha geç “Budapeşte Radyosundan” adresinizi arattırmaya düşüncede iken, bir gün Zagreb’den Belgrad’a giderken bir Sırp profesörüyle tanışıp adresinizi aldım. Buna ne kadar sevindiğimi yazı ile tarif edemem. Şimdilik en büyük isteğim sizlerle mektuplaşmak, şiirlerinizi elde etmek hem de şiirlerinizi Yugoslavya’da yayımlamaktır. Eğer bu isteğimi kabul ederseniz beni en büyük sevinçlere gark etmiş olursunuz. Ötesini size bırakıyorum. Ben de elimden geldiği kadar buradan veya Türkiye’den kitap ve dergi aratıp sizlere göndermekten çekinmeyeceğim. 

Ey Türk şairi Nâzım. Bu yazılarımı dizerken birkaç şiirlerin yanımda duruyor. Onları okurken ve sizi düşünürken yüreğimde bir ağır taş büyüyor, kabarıyor, sanki iğnelerle kalbimin duvarlarını deliyor da deliyor!.. 

Ey her şeyden en çok sevdiğim büyük Türk şairi Nâzım. Bu defa yeter olsun yazdıklarım. Şimdilik sizden sabırsızlıkla bir küçücük yazı alacak umuduyla kalıyorum. 

Son olarak sabırsızlıkla şiirlerinizi bekler sevgi ile saygı ve selamlarımı sunarım, şairim Nâzım. 

Nimetullah 

Adresim: Nimetullah Hafız, Bosanska – 11, Prizren, F.N.R. Yugoslavya”

(RGALİ fond 2250, liste 1, dosya 293, yaprak 17, 17 arkası) 

İsrail: Eski Türkiye Yahudisi

Yürek koparan şiirleriniz bana öyle tesir etti ki…

Nâzım Hikmet’in Üsküp’te (1964) Türkçe olarak basılan “Bulutlar Adam Öldürmesin” kitabı. 

“29 Mayıs 1956 

Yoldaş Nâzım Hikmet’e selamlar 

Mektubuma başlamadan evvel sizin kıymetli vaktinizi bu birkaç satırımla kayıp ettirdiğimden dolayı sizden özür dilerim. 

Fakat sizin yürek koparan şiirleriniz bana öyle tesir etti ki size bu satırları yazmaktan kendimi alı koyamadım. Yisrael’e Türkiye’den 11 sene evvel geldiğime rağmen (on beş yaşımda iken) şiirleriniz beni maziye öyle yaklaştırdı ki daha dün Türkiye’yi bıraktım hissi verdirdi. 

Kibutsunda [kolonide] birkaç Türkçe bilen arkadaşlarımla beraber bize Türkçe şiirlerinizi yollamanızı rica ederiz. İbranice yazılmış şiirlerinizi adeta ezbere öğrendik. Eğer ricamızı yerine getirirseniz kendimizi mesut hissedeceğiz. 

Mektubuma son verirken ümit edelim ki Türkiye imperyalizm bağlarından kurtulur, ve sizin şiirleriniz Türkiye’de gün görür. Saygılarımla şalom şalom. 

[İmza] 

Adresim: Yakov Kohen Kibuts Ruhama Daar Na Negev / Yisrael”

(RGALİ fond 2250, liste 1, dosya 293, yaprak 2) 

Macaristan: Eski bir savaş esiri

Belki Türkçe yazabildiğime taaccüp [hayret] edersiniz

“Budapeşte, İkinci Kânun [Ocak] 22, 1962 

Sevgili Yoldaş Nâzım Hikmet!

Altmış yaşınızı doldurduğunuzdan Népszabadsag [Halk Hürriyeti] Macar gazetesi vasıtasile haber aldım ve aynı gazetede “İnsanların Şarkıları” başlıklı manzumenizin Macarca tercümesini de okudum ve onu çok beğendim. 

Müsaadenizle bu münasebetle size candan gelen en iyi tebriklerimi arz eder, halkınızın ve dünya sulhu menfaatine çalışacağınıza çok muvaffakiyetler dilerim. 

Belki Türkçe yazabildiğime taaccüp [hayret] edersiniz. Ben bunu size kısaca izah etmek isterim. Daha 1917 senesinde Rus esaretinde, Sibirya’da Türklerle bir binada oturup onlardan güzel lisanınızı öğrendim ve hatta vatanıma 1920 senesinde avdet ettikten sonra da Budapeşte’deki Türk talebeleri beni uzun senelerce okutmuşlardır. 

Ne yazık ki İkinci Dünya Harbi’nden sonra çok meşgul olduğumdan dolayı temrin [alıştırma] için vaktim kalmadı ve Türkçe kitaplarım da yoktur. Türkçeyi unutacağımdan endişe ederim. 

Böylelikle, eğer siz bana en sevdiğiniz şiirlerinizden birkaç tane göndermek lütfunda bulunursanız, ben çok memnun ve minnettar olurdum. 

Sizi rahatsız ettiğim için özür diler ve sizi candan selamlarım. 

[İmza] 

Vallay K. Friges 

Hizmetten çekilmiş banka memuru 

Budapest, XI., Bereck-utca 25. 

P.S. Melfufen size Népszabadsag gazetesi 1962 İkinci Kânun tarihli nüshasının bir sayfasını gönderiyorum.”

(RGALİ fond 2250, liste 1, dosya 286, yaprak 30) 

Bulgaristan: Türk masallarını derleyen Muhitdin

Eserleriniz mükemmel, okuyoruz kana kana…

Nâzım Hikmet’in Frunze’de (bugünkü Bişkek) (1969) Kırgızistan Türkçesi olarak basılan Salkım Söğüt kitabı. 

“4 Haziran 1961 

Muhterem ağabeycim, 

Küçük mektubumla sizleri biraz rahatsız etmiş olacağım belki. İlk önce affınızı dilerim. Sizleri çok gördüğüm ve dinlediğim var. Sözleriniz daha kulağımda henüz. Siz Türk halkının sevimli bir evladısınız. Eserleriniz mükemmel. Okuyoruz kana kana. Hattâ çoğunca Rusça bile. Yine güzel. Bulgarca da olsa, nasıl olursa olsun mükemmeldirler. 

Ağabeyim, ben Bulgaristanlıyım. Filoloji tahsilim var. Bundan beş sene evvel Türk halk masallarını toplamıya başladım. Bugün elimde oldukça masal var. Çok güzel, çok verimli hoş, halk kokuyorlar mis gibi, gül gibi. Ne güzel ne güzel. Şimdi onları işlemiye düşünüyorum. Bu hususta ilk önce sizlere de bazı şeyleri sormak istiyorum. 

Topladığım masalların hepsi halk diliyle. Gramer kaideleri biraz ört-pas edilmiş. Süs biraz az. Hadiselerin seçimi de öyle. Bu hususiyetleri düzeltebilirim mi? Kendimden de katabilirim mi? Öyle ki, esas ide ve fikir yine hakim kalsın. 

Eflatun Cem’in “Bir Varmış, Bir Yokmuş” masalları elimde. O, onları işlemiş. Bana öyle geliyor. Ben nasıl yapayım! Faydalı olabileceğim mi, bu inandığım ve 5 senelik emeğimle? 

Ağabey, bana yol gösterici bir cevap yazsanız pek çok memnun kalırım. 

Hoşça kalınız. Binlerce selâmımı kabul edin. Vazifenizde semereli iş temenni ederim. 

Gönderen: Muhitdin 

Adresim: Bulgaristan, Kolorovgradski, Muhitdin M. Mehmedov.”

(RGALİ fond 2250, liste 1, dosya 283, yaprak 30-31)