Anadolu’dan son büyük göç dalgasının kahramanları 1961’den itibaren yeni bir hayat arayışıyla Almanya’ya kafileler halinde giden gurbetçilerdir. Sayıları 10 yılda milyona yaklaşan Türk göçmenler, entegrasyon sürecinde hem kendilerini hem yeni ülkelerini hem de anavatanlarını değiştirip, dönüştürecekler; Avrupa’nın yakın sosyal tarihine devasa bir ‘modern fetih’ külliyatı armağan edeceklerdir. Nebil Özgentürk’ün prömiyeri 20 Ocak 2018’de Wuppertal’de yapılacak belgeseli “Almanya’ya Göçün Hatıra Defteri” vesilesiyle, 57 yıllık serüvenden yüreğe dokunan anları hatırladık…

Türkler Almanya’yı biraz da dönerleriyle fethetti. Kaplan Döner’in sahibi Remzi Kaplan, Alman başbakanı Angela Merkel’le.

“ALAMANCI” ADAYLARI

Öncü Türk işçilerin 1950’lerdeki münferit göçlerini saymazsak, Almanya’ya Türkiye’den ilk göç 31 Ekim 1961 tarihinde imzalan Türk İşgücü Anlaşması çerçevesinde gerçekleşti. 2. Dünya Savaşı sonrasında büyük bir işgücü açığı bulunan Almanya bu eksiğinin yüzde 60’lık kısmını Türk işçilerle kapatacaktı. Almanya macerasına atılmak için 61-72 yılları arasında Mecidiyeköy ve Tophane’de kurulan başvuru bürolarının önünde sıra bekleyen “Alamancı” adayları.

İŞGÜCÜNÜN SAĞLIKLISI!

Almanya’ya işçi olarak kabul edilmek isteyen Türkler, İstanbul’daki başvuru bürolarında sıkı bir doktor muayenesinden geçiriliyor, ancak bir sağlık sorunu bulunmayan adayların başvuruları kabul ediliyordu. Doktor kontrolünde, Türk göçmen adaylarının yaklaşık %10’u sağlık nedenleriyle eleniyordu.

YENİ HAYATA KALKAN TRENLER

Göçmen işçilik için uygun vasıflara sahip oldukları Alman yetkililer tarafından onaylanan Türklerin oluşturduğu kafileler Almanya’ya üç günlük bir otobüs yolculuğu sonunda ulaşmıştı. Daha sonra, nispeten daha rahat bir ulaşım aracı olan trenler kullanıldı. Muhtelif tarihlerde Sirkeci Garı’ndan yeni hayatlarına doğru yola çıkan Türkler.

YURTLARDA, YURT HASRETI

Meşakkatli bir ön eleme sürecinden ve uzun bir yolculuktan sonra Almanya’ya ulaşmayı başaran Türk işçi adayları çalışacakları firmalardaki tercümanlar tarafından karşılanıyor, uymaları gereken kurallar, yapacakları işler hakkında bilgilendiriliyordu. “Misafirler” bunun ardından yurtlara yerleştiriliyordu.

Para biriktiren Türk göçmenler, yanlarına ailelerini getirtiyor, çoğunlukla konforsuz tek göz odalara yerleşiyorlardı, Bochum 1961.
İlk Türk işçileri yerleştirildikleri yurtlarda, 1961
Rüsselheim’daki işçi yurdunda kalan Türkler, oluşturdukları “kahve” ortamında birlikte eğlenerek sıla hasreti gideriyor.

MEMLEKETTEN HABER VAR!

Almanya’daki ilk Türk gazetesi (aylık) Anadolu 1963 yılında çıkacak, Akşam, Hürriyet ve Tercüman ise 1969’dan itibaren Batı Avrrupa’da özel ek yayımlamaya başlayacaktı. Heim’ın önünde memleketten gelen gazeteyi inceleyen Türkler, Essen, 1965.

KİLİSEDE BAYRAM NAMAZI

Günümüzde Almanya’daki mescit ve camilerin sayısı 2.750’yi bulmuş durumda. Ama göçün başlarında durum böyle değildi. Bayram gibi özel günlerde Türk göçmenler namazlarını kiliselerde kıldılar. Dom Kilisesi’nde Bayramı namazı ve duyurusu, 3 Şubat 1965.

CEMİYET HAYATINA ENTERGRE OLANLAR

İlk Türk göçmenlerden bazıları, aile hasretlerini ve yalnızlıklarını kendilerini eğlenceye vurarak atlatmayı denediler. Kimileri memleketteki yuvlarını yıkıp “Alman hanım” aldı, kimileriyse “doğru yolu” bulup, eşlerini yanlarına aldırdı. Bir lokalde Alman “bayanlar”la bira içip efkâr dağıtan Türk işçiler, 1970.

GİRİŞİMCİ RUH

Ekonomik krizler sebebiyle 1974 yılında Almanya, yabancı işçi alımını durdurdu. Almanya’ya işçi olarak gidenler yeni memleketlerinde küçük işletmeler kurmaya başladılar. Açılan Türk bakkalları, “Alamancı”ların ilk serbest girişim deneyimleriydi.

TOPLUMSAL DUYARLILIK

Almanya’daki sosyal hayata entegrasyonları oldukça sancılı bir süreci işaret etse de ilerleyen zamanlarda Türkler toplumsal duyarlılıklara tepki vermeye başladılar. 1 Mayıs gösterisinde Türk kadınları, Mainz, 1978.

KALMAK MI ZOR, DÖNMEK MIZOR?

1984 yılında Almanya, ülkede yasal haklar kazanan Türklerin anavatanlarına gönüllü geri dönüşlerini özendirmek amacıyla “Geri Dönüşü Teşvik Yasası” adı altında bir kanun çıkarttı. Bu vesileyle 290 bin civarında Türk, memleketlerine geri döndü. Kesin dönüş hazırlığı, Duisburg, 1984.

BİR ÖZGENTÜRK BELGESELİ

Nebil Özgentürk, “Almanya’ya Göçün Hatıra Defteri” belgeselinin iki yıl süren çalışmaları sırasında, gurbeçi Ahmet Kalın ile söyleşiyor, 2016.

Nebil Özgentürk’ün 300 sayfalık bir kitap ve yedi bölümlük belgesel bir filmden oluşan “Almanya’ya Göçün Hatıra Defteri” projesi, Almanya’da 10 şehirde iki yılda yapılan 50’yi aşkın röportajı içeriyor. Çalışma; çarpıcı öyküleri, şaşırtıcı anekdotları, dokunaklı hatıraları kayıt altına alırken, iki kültürün ilk karşılaşmasından günümüze kadar yaşanan süreci gözler önüne seriyor.