Ünlü şair 1951’de Türk vatandaşlığından çıkarıldıktan sonra Polonya vatandaşlığı için başvurmuş ve 1955’te kabul edilmişti. Nâzım Hikmet’in Varşova arşivlerindeki başvuru ve kabul belgeleri ilk kez günışığına çıkıyor.

Varşova’da Nâzım Hikmet’in izini sürüyoruz. Onun “Saman Sarısı” adlı şiirine ilham veren Varşova Bristol Oteli akşam ışıl ışıl parlıyor. Şehrin merkezindeki bu seçkin mekan 1901 senesinde açılmış; mucizevi şekilde 2. Dünya Savaşı’nın korkunç yıkımında ayakta kalabilmiş. Savaş sonrası, Nâzım’ın burada kaldığı yıllarda devletin işlettiği bir otel olarak hizmet vermiş; 1970’lerin sonunda kapanmış. 1993’te restore edildikten sonra tekrar otel olarak hizmete giren bu tarihî bina, 2005 ve 2013’te de restorasyon görmüş. Halen de şehrin hafızasını yaşatan en özel mekanlardan birisi.

Hotel Bristol’ün 60’lı yıllardaki ve bugünkü hali.

Polonya ulusunun büyük şairi Adam Mickiewicz’in 1855’te Istanbul’da öldüğü ev, bugün bir müze olarak korunuyor. Ne yazık ki, Polonya vatandaşı da olan Türk şairi Nâzım Hikmet adına Varşova’da bir plaket bile bulunmuyor.

17 Haziran 1951’de Türk vatandaşlığından çıkarılan Nâzım Hikmet, 3 Haziran 1963’teki ölümüne kadar Moskova’da yaşadı; çeşitli ülkelere seyahatler yaptı. Şair Moskova’da yaşamasına rağmen Sovyetler Birliği vatandaşı değildi.

Nâzım’ın anne tarafından büyük dedesi, Konstanty Borzecki isimli Polonya kökenli bir subaydı. 1826’da Polonya’da doğmuş, Prusya’ya karşı 1848 ayaklanmalarına katılmış, yenilgi sonrasında 1849’da Osmanlı İmparatorluğu’na sığınmış ve Osmanlı ordusunda yüzbaşı rütbesi ile görev almıştı. 1851’de Müslüman oldu ve Mustafa Celalettin ismini aldı. Kırım Savaşı’na katıldı. Paşa rütbesi ile Karadağ’da savaşırken yaralandı ve 1876’da hayatını kaybetti. 1869’ta yayımlanan Fransızca yazdığı Eski ve Modern Türkler kitabı Türk ulusçuluk düşüncesinin ilk eserlerinden birisi sayılır ve kendisinden sonraki kuşakları etkilemiştir.

Türk vatandaşlığından çıkarılması sonucu vatansız kalan Nâzım Hikmet, büyük dedesi ile olan aile bağı nedeniyle 1955’te Polonya vatandaşlığına başvurdu. Biz de Varşova’da Nâzım’ın izini devlet arşivlerinde sürmeye karar verdik. Değerli dostlarımız Karol ve Kasia Zbikowski bize yardımcı oldular. Polonya devlet arşivlerine girerek Nâzım Hikmet’in Türkiye’de ilk kez yayımlanan olan Polonya vatandaşlık başvuru belgelerine ulaştılar ve bizim için tercüme ettiler.

5 Ekim 1955 tarihinde Polonya vatandaşlığına kabul edilen Türk dilinin büyük şairi Nâzım Hikmet Ran, Bakanlar Kurulunun 5 Ocak 2009 tarihli kararıyla yeniden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı oldu!

Belge 1: Nâzım’ın iltica talebi

“Polonya Halk Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu’na,

Borzencki Nâzım, Nâzım ve Celile oğlu, Selanik 13 Ekim 1902 doğumlu.

Rica olunur.

Türk vatandaşlığından çıkarılmam ve vatansız bir kişi olarak yaşamam nedeniyle lütfen bana Polonya vatandaşlığı veriniz. Aile büyüklerimden birisinin Polonyalı olması nedeniyle bu talebi yapmaktayım.

Nâzım Hikmet

Varşova, 28 Eylül 1955″

Bu mektup Leh dilinde başka bir kişi tarafından elle yazılıp, Nâzım Hikmet tarafından yeşil mürekkep ile imzalanmıştır.

Belge 2

“Devlet Konseyi’ne Talep,

Borzencki Nâzım’a Polonya vatandaşlığı verilmesi hakkında

Borzencki Nâzım, 13 Ekim 1902 Selanik doğumlu, Polonya vatandaşlığı talep etmektedir. Eserlerini Nâzım Hikmet adıyla yayımlayan seçkin şair, aile büyüklerinden birisinin Polonyalı olduğunu beyan etmektedir. Borzencki Nâzım bugün vatansız bir kişidir ve Türk vatandaşlığından çıkartılmıştır. Devlet Konseyi ofisi, konseyden aşağıdaki kararı oylamasını talep etmektedir:

Polonya vatandaşlığı hakkındaki 8 Ocak 1951 tarihli yasanın 10. ve 13. maddelerine istinaden Devlet Konseyi 13 Ekim 1902 Selanik doğumlu, Hikmet ve Celile oğlu Borzencki Nâzım ‘a Polonya vatandaşlığı verir.

Varşova 3 Ekim 1955”

Belge 3

“Polonya Devlet Konseyi Kararı 17/55- 5 Ekim 1955

Devlet Konseyi’nin vatandaşlık verdiği isimler: 4. Borzecki Nâzım”

Saman Sarısı

Seher vakti habersizce girdi gara ekspres
kar içindeydi
ben paltomun yakasını kaldırmış perondaydım
peronda benden başka da kimseler yoktu
durdu önümde yataklı vagonun pencerelerinden biri
perdesi aralıktı
genç bir kadın uyuyordu alacakaranlıkta alt ranzada
saçları saman sarısı kirpikleri mavi
kırmızı dolgun dudaklarıysa şımarık ve somurtkandı
üst ranzada uyuyanı göremedim
habersizce usulcacık çıktı gardan ekspres
bilmiyorum nerden gelip nereye gittiğini
baktım arkasından
üst ranzada ben uyuyorum
Varşova’da Biristol Oteli’nde
yıllardır böyle derin uykulara dalmışlığım yoktu
oysa karyolam tahtaydı dardı
genç bir kadın uyuyor başka bir karyolada
saçları saman sarısı kirpikleri mavi
ak boynu uzundu yuvarlaktı
yıllardır böyle derin uykulara dalmışlığı yoktu
oysa karyolası tahtaydı dardı
vakıt hızla ilerliyordu yaklaşıyorduk gece yarılarına
yıllardır böyle derin uykulara dalmışlığımız yoktu
… “