Suriçi İstanbul’unda bir zaman yolculuğu

İstanbul’un fotoğrafla tanıştığı 19. yüzyılda, şehrin sınırları bugünküyle karşılaştırılamayacak kadar belirgindi. O günlerin İstanbul’unu günümüze taşıyan öncü fotoğrafçılar, mekanlarını, konularını doğal olarak yerleşik hayatın binlerce yıldır devam ettiği “Tarihî Yarımada”dan, başka bir deyişle “Suriçi İstanbul”undan seçtiler. İzleyen yıllarda bu panoramik karelerden birçoğu, aynı açılardan tekrar tekrar çekildiler, kartpostallara konu oldular, dünyaca tanındılar. Bizim seçkimiz ise objektifin günlük hayatın ruhuna nüfuz ettiği, bir daha çekilmeleri mümkün olmayan fotoğrafları içeriyor…

Seyyar Dondurmacı

1960’lı, 70’li yıllarda İstanbul’un seyyar dondurmacıları tekerlekli arabalarla sokak sokak gezerdi. Aynı mesleğin daha eski icracıları “karcı”lar ise, kar ile meyve suyunu karıştırarak elde ettikleri sorbeye benzer serinletici tatlıyı dolaşarak satarlardı. Suriçi İstanbul’unda omuz askısının bir kefesinde dondurması, diğerinde tabakları bir karcı ve çocuklar, 1900’ler.

Aksaray’da Çeşme Başında

1869-1871 yılları arasında Aksaray’da Sultan II. Mahmut’un eşi, Sultan Abdülaziz’in annesi tarafından yaptırılan Pertevniyal Valide Sultan Camii. Mimarı İtalyan Montani olan eserin Aksaray Meydanı’na bakan göz kamaştırıcı kapısının iki yanında bulunan çeşmelerde serinleyen, abdest alan semt sakinleri. Sebah &Joaillier, 1900’ler.

Beyazıt Meydanı’nda Sıkı Pazarlık

Eskiden İstanbul’da kent yöneticilerince belirlenmiş kurban satış noktaları bulunmazdı. Çoğu taşradan gelme satıcılar Kurban Bayramı arifelerinde alıcılarla şehrin merkezî yerlerinde buluşur, kurbanlıklar uzun pazarlıklar sonucunda el değiştirirdi. Beyazıt Meydanı’da kurban alışverişi..

Aya İrini Hatırası

İstanbul’da bulunan camiye dönüştürülmemiş en büyük Bizans kilisesi olan Aya İrini Topkapı Sarayı’nın inşasıyla Sur-ı Sultanî içinde kalmıştı. Bir süre iç cephanelik, ardından Harbiye Nezareti silah ambarı olarak hizmet veren yapı, 1973’ten beri sanat etkinliklerine ev sahipliği yapıyor. Aya İrini önünde hatıra fotoğrafı çektiren ziyaretçiler.

Beyazıt Semalarında Akrobasi

İstanbul’un fethinden sonra yaptırılan ilk Osmanlı selatin camii Fatih Camii günümüzde özgünlüğünü yitirdiğinden, II. Bayezid tarafından yaptırılan Bayezid Camii, İstanbul’un orijinalliğini koruyan en eski selatin camii kabul edilir. Mimarı kesin olarak bilinmeyen eserin iki minaresinden birinin külahı, iptidai şartlarda tamir ediliyor, 1930’lu yıllar.

AYASOFYA’NIN ETEKLERİNDE YAŞAM, Fetihten sonra camiye, Cumhuriyetle birlikte müzeye dönüştürülen, Osmanlı selatin camilerinin başlıca esin kaynağı olan mimari şaheser Ayasofya. Muhteşem yapı, yaklaşık 1500 yıldır günlük hayatın arkaplanında varlığını bütün haşmetiyle hissettirmeye devam ediyor. Febus, 1900’ler.

Edirnekapı’da Semt Sakinleri

Nüfus kontrolü için zaman zaman Hayırsız Ada’ya sürülerek açlıktan ölüme terk edilen İstanbul’un sokak köpeklerinden şanslı bir grup ve onlara şefkat gösteren bir Edirnekapılı. Arka planda yıkıntı halindeki kara surları ve Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı Mihr-î Måh Sultan tarafından Mimar Sinan’a 1562-65 yılları arasında yaptırılan Mihrimah Sultan camii.

Eminönü Meydanı

Artık İstanbul kalabalık bir şehir, 1935 sayımına göre nüfusu tam 758. 488! Emönünü gibi merkezi yerlerde, iş gidiş-dönüş saatlerinde kalabalık kendini hissettiriyor. 1930’larda Namık Görgüç tarafından çekilen fotoğrafta Eminönü- Bahçekapı durağında yolcu alan 19 numaralı Kurtuluş- Beyazıt tramvayı görülüyor. Fonda faytonlar, otomobiller ve Galata Köprüsü…

İşgal Günlerinde Suriçi

İşgal İstanbul’undan bir günlük hayat manzarası: Şehir surlarıyla ahşap yapıların iç içe geçtiği Edirnekapı semtinde çarşaflı kadınlar. Fonda bir Fransız askeri ve müşteri bekleyen bir ayakkabı boyacısı.

MISIR ÇARŞISI AVM, Önde 1660’da Turhan Sultan tarafından mimar Kazım Ağa’ya yaptırılan İstanbul’un en eski kapalıçarşılarından Mısır Çarşısı, arkada tarihî yarımada siluetinin en etkileyici yapılarından görkemli Süleymaniye Camii. Kuruluşundan bu yana şehrin önemli alışveriş merkezlerinden olan çarşının önü her zamanki gibi hareketli. Ulaşım ve nakliyede atlı araçların yaygın kullanımı dikkat çekiyor (solda). Mısır Çarşısı önünde kurulan pazar yerinde karpuz sergileri ve esnafın açığını kollayan bir zabıta. Fotoğraflar: Sebah &Joaillier, 1900’ler.

Kadırga’da Bayram Eğlencesi

Yer Kadırga, tarih 21 Temmuz 1917. Ramazan Bayramı’nın birinci günü. Bayram yerinde bir tiyatro gösterisi sergileniyor. Derme çatma sahne üzerinde icra-i sanat eyleyen oyuncular ve onları neşeyle izleyen semt ahalisi, anonim.

Sarayın Komşuları

Bizans devrinin Blakhernai sarayından günümüze kalan tek yapı, Tekfur Sarayı. 10-11. yüzyıllarda Edirnekapı’da kara surlarına bitişik nizamda inşa edilen bina 17 yüzyılda hayvanat bahçesi, 18. yüzyılda seramik işliği, 19. yüzyılda cam atölyesi olarak kullanılmış. Çöplüğünde bugün Topkapı Sarayı’nda sergilenen Kaşıkçı elmasının bulunduğu da rivayet edilen yapının çevresinde bugün hâlâ arkeolojik çalışmalar devam ediyor. Saray’ın ve surların eteklerinde tarihle iç içe yaşayan mahalleli. Stiglitz Berlin, 1905. “Tekfur Beach”te deniz ve güneş keyfi yapan bir genç (altta).

Kapalıçarşı’da Esnaf İçtiması(!)

30.700 metrekare kapalı alanı, 66 sokağı, 4000 kadar dükkanıyla dev bir labirenti andıran Kapalıçarşı, dünyanın en büyük ve en eski çarşılarından biridir. Fatih Sultan Mehmed’in Sandal Bedesten’i yaptırttığı 1460’ta kurulduğu kabul edilir. Tarihi boyunca hem şehir sakinleri, hem de yabancı ziyaretçiler için bir çekim merkezi olan Kapalıçarşı’nın 1900’lerdeki esnafı, objektifin varlığına bugünküler kadar aşina değildi.

Çemberlitaş

Çemberlitaş’ta, Kapalıçarşı girişinde bulunan Nuruosmaniye Camii’nin yapımına sultan I. Mahmud döneminde başlanmış, eser onun vefatıyla tahta geçen III. Osman’ın saltanatında bitirilmişti. İstanbul’un ilk barok camii sayılan yapının “Osman’ın Nuru” ismini hem padişahın adından hem de caminin içindeki ışıktan aldığı söylenir. Cami sebilinin önünde müşteri bekleyen seyyar satıcılar ve ayakkabısını boyatan bir zabit. Anonim, 1900’ler.

Yerebatan Sarnıcı’nın Kayıkçısı

İhtişamlı mimarisi ve 9 metre yüksekliğindeki 336 sütunu nedeniyle halk dilinde “Yerebatan Sarayı” olarak anılan Bazilika Sarnıcı, Bizans’ın en büyük kapalı su sarnıcıydı. 1987 yılındaki restorasyondan önce ziyaretçiler, zemin suyla kaplı olduğundan bugünkü gibi sütunların arasında yürüyerek dolaşamazdı. Sarnıcın gizemli labirentinde bir kayık, 1900’ler.

Divan Yolu’nda Seyyar Satıcılar

Çemberlitaş Divan Yolu’nda, 1594’te kendi adını taşıyan külliye ile birlikte Koca Sinan Paşa tarafından mimar Davut Ağa’ya yaptırılan sebilin önünde seyyar satıcılar ve yağmurdan korunmak için şemsiyelerini açmış hanımlar. Meyve, simit, kahve satıcılarının yerinde günümüzde çakmakçılar, gözlükçüler, selfie çubukçuları boy gösteriyor.

Bozdoğan Kemeri

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı image-454-1024x820.png

1941’de Unkapanı-Aksaray aksında yapımına başlanan Atatürk Bulvarı, birçok tarihî yapıyı yerlebir etmişti. Kıyımdan kurtulan eserlerden biri de, IV. yüzyılda Bizans İmparatoru Valens tarafından yaptırılan ve günümüzde Bozdoğan ismiyle anılan su kemeriydi. Hem Bizans, hem Osmanlı dönemlerinde su şebekesinin en önemli arteri olduğu için defalarca restore edilen kemerin bugün 921 metresi ayakta. Bulvarın yapımından önce kemerin altından geçen bir atlı çöpçü (üstte). 1960’larda hâlâ varlıklarını sürdüren kemere komşu ahşap evler.

Tarihî yarımada tarihî sergide

Albümde yer verdiğimiz fotoğraflar, yayın kurulu üyemiz, fotoğ­raf koleksiyoncusu Cengiz Kahraman’ın “Tarihî Yarımada’nın Tarihinden Fotoğraflar” isimli sergisinden alındı. 30 Eylül’e kadar İstanbul Fotoğraf Müzesi’nde devam edecek olan sergide, konuy­la ilgili daha pek çok özel koleksiyon fotoğrafı görülebilir.

(Cengiz Kahraman koleksiyonu)