Şehr-i İstanbul, fethedildiği günden bu yana sayısız İslâm eserine evsahipliği yaptı, yapıyor. Her iki yakada minareleri ve kubbeleriyle şehrin siluetini oluşturan camiler bu eserlerin en önde gelenleri. Altı yüzyılda hemen her sokağa, her köşe başına inci tanesi gibi dağılmış yapıların günümüzdeyse sadece belirli bir kısmı ayakta. #tarih olarak, çoğu 20. yüzyılda yıkılan, yokedilen mâbetleri Hayri Necdet İşli ve İsmail Büyükseçgin’in kıymetli çalışması Osmanlı Devri İstanbul Camileri’nden yararlanarak derledik.

MERZİFONİ CAMİİ Karaköy meydanında Fatih devrinden kalma camii, II. Abdülhamid tarafından yeni baştan yaptırtıldı. Bu camii de 1958’de yol açılması gerekçesiyle yıktırıldı.
VOYNUK ŞÜCAĞ MESCİDİ Voynuk Şücaeddin İbrahim Efendi tarafından Unkapanı’nda yaptırıldı. 1957’de istimlâk edilen camiin haziresinde, İstanbul’un fethinden sonraki ilk kadısı Hızır Bey Çelebi’nin mezarı yeralmaktaydı. Yerinde bugün İMÇ binaları bulunuyor.
BALIK PAZARI İSKELESİ MESCİDİ Sultan II. Mustafa döneminde yapılan, I. Abdülhamid döneminde yanan mescidin onarımı III. Selim’in veziri İzzet Paşa tarafından yaptırıldı. Eminönü’ndeki mescid bugünkü Galata Köprüsü ile Zindan Han binasının arasındaki rıhtımda bulunuyordu. 1936 yılında meydan genişletmesi esnasında yıkıldı.
DEFTERDAR MESCİDİ 1554 yılında tarihçi İdris-i Bitlisi’nin oğlu Defterdar Ebu Fazl Mahmud Efendi tarafından yaptırılmıştı. Tophane semtinde, Defterdar Yokuşu’nda bulunan camii, betonarme olarak 1990’lı yıllarda yeniden inşa edildi.
PERKAPU MESCİDİ Fatih’te bugünkü Müftü Ali Mahallesi’nde bulunan mescidin bir diğer adı Kandili Güzel Mescidi’dir. Hüsrev Kâtip tarafından vakfedilmiştir. Yapıdan günümüze hiçbir iz kalmamıştır.
ALACA MİNARE MESCİDİ Kanunî Sultan Süleyman dönemi kaptanlarından Murat Reis tarafından yaptırılmıştı. Tayyarzade Ata Bey’e göre mescit Üsküdar’da Moravi Kuyusu mevkiinde yer alıyordu. Kuyu bugün mevcut, fakat mescidin yerinde park var.
HADIM HASAN PAŞA CAMİİ III. Mehmed’e kısa süre sadrazamlık eden Hadım Hasan Paşa tarafından 1597’de Cağaloğlu’nda yaptırılmıştı. Uzun yıllar harap durumda kalan mescit, alanının bir bölümünü cadde genişletmesine kaptırdı.
BOSTAN CAMİİ Adını 1591’de vefat eden banisi Bostancıbaşı Abdullah Ağa’dan alıyordu. İstanbul’un fethinden yarım yüzyıl sonra Fatih-Küçük Langa’da yaptırılan orijinal eserlerden biriydi. Dört yüz yıla yakın bozulmadan kaldı, büyük 1911 yangınını sağ atlattı, fakat 1937’de yol açılmasını aşamadı.
YENİ ÇEŞME MESCİDİ Üsküdar’da Ahmediye Meydanı’nda bulunuyordu. Kızlarağası Mehmet Ağa tarafından 1587 yılında yapılmıştı. Yol açılması sebebiyle 1933’te yıkıldı. Şu anda yerinde Hezarfen Ahmet Çelebi’nin modern bir heykeli bulunuyor.
DARÜŞŞİFA MESCİDİ Bugünkü adıyla Valide Atik Camii, Nurbanu Valide Sultan Külliyesi’nin darüşşifasına ait mescid, minaresiz ahşap fevkanidir. 1970 yılında çökmüştür. Restorasyon kısmen devam ediyor.
SALI PAZARI CAMİİ Derya Beyleri’nden Süheyl Bey tarafından 1591’de Mimar Sinan’a yaptırılan Karaköy’deki mâbet, Süheyl Bey Camii diye de anılır. 1873’te Sultan Abdülaziz tarafından yeniden inşa edilen mescid 1957 yılında yıktırılmıştır. Yerine yakın zamanda iş merkezi görünümlü bir “cami” yapıldı.
AYDINOĞLU TEKKESİ MESCİDİ Eminönü’nde bulunan tekke, Saçlı Emir Mehmed Muhyiddin Efendi tarafından yaptırılmıştı. Tekkenin üçüncü şeyhi olan Ünsi Hasan Efendi’ye ait fotoğraftaki binalar, yol imarı nedeniyle yıktırıldı. Şimdi sadece tekkeye ait mezarlık mevcut.
SULTAN SELİM MEDRESESİ MESCİDİ Yenibahçe Vadisi’nde, Vatan caddesinde bulunan mescid, etrafındaki medresesiyle birlikte kompleks halindedir. Yavuz Sultan Selim tarafından yaptırılmıştır. Bugün yerinde bir tıp merkezi var.
ASMALI MESCİD Orijinal mimarisi zamanla bozulsa da Fatih Sultan Mehmed devrinden kalma olan mescid, Hoca Ferhad tarafından yaptırılmıştı. 1917’ye kadar ayakta kaldı fakat yerine Türk-Alman Dostluk Yurdu inşa edilmek üzere yıktırıldı.

İstanbul’un 981 mâbedi birarada

Hayri Necdet İşli

Tarihçi Hayri Necdet İşli, Yüksek Mimar İsmail Büyükseçgin ile birlikte İstanbul’un 981 adet cami ve mescidini biraraya getirdi. Camilerin dış mimarisini gösteren 1940’lı yıllardaki fotoğraflar özenle seçildi, negatifleri bulundu. Fazıl Ayanoğlu ve Şinasi Akbatu’ya ait fişler, derkenarlar ve kurumların çeşitli yazışmaları için arşivler titizce tarandı. Üç ciltlik seri için Ayvansarayî Hüseyin Efendi’nin 1768’deki 821 mâbedi biraraya getirdiği Hadîkat’ül Cevâmi’si temel kaynak olarak alındı. Yirmi yıllık çalışma sonucunda Osmanlı Devri İstanbul Camileri, Türkiye neşriyatına kazandırıldı. Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu’nun desteğiyle hazırlanan eseri yönetim kurulu başkanı Bülent Katkak “kültürel mirasımızın kayıtlı envanteri” olarak niteliyor. Fotoğraflı ansiklopedik rehber niteliğindeki bu kıymetli çalışma sınırlı sayıda basılıyor ve bu Ramazan ayı içerisinde satışa sunulması bekleniyor.